Back to the Beginning @ Villa Park, 5 Temmuz 2025 ... Yıldönümünde Ozzy ve Black Sabbath'ın Vedası

Rock tarihinin en özel etkinliklerinden biri olan Black Sabbath ve Ozzy Osbourne‘un vedası Back to the Beginning bundan tam bir yıl önce vuku buldu. Benim her zaman baş köşede yer alacak gruplardan birinin vedasına tanıklık etme şansına eriştiğim ve etkinlikten kısa bir süre sonra Ozzy‘nin hayatını kaybetmesiyle daha da özel hâle gelen o tarihi günün bizim buralarda da yazılı bir kaydının olması gerekliliği o günden beri aklımdaydı. Ama o dönemde bu site henüz doğmadığından, sonrasındaysa yoğunluktan bir türlü başına oturup yazıyı tamamlama şansım olmamıştı. Oysa ki, benim için de unutulmayacak olan o gün ve çevresine ait elimde tonla görsel, video ve not biriktirmiştim. Yıldönümü de geldiğine göre ya şimdi ya hiç diyerek bu büyük uğraşa girişmeye başlayayım. Eğer fotoğraf ve videolarla destekli bu yazıyı okuyabildiyseniz, nihayet bitirebilme şansına erişebilmişim demektir 🙂 Umarım ortaya o güne hak ettiği değeri veren bir iş çıkarmışımdır. Keyifli okumalar…
Doğduğu Şehir Black Sabbath İçin Saygı Duruşunda
Öncelikle bu etkinlik vesilesiyle ilk kez adım attığım Birmingham ile ilgili izlenimlerimle başlayıp, çok da uzatmadan mevzuya direkt ortasından girecek olursam; şehir hakikaten bahsedildiği kadar varmış ve verdiği hissiyatla Heavy Metal’in doğumuna ilham (!) kaynağı olma konusu kesinlikle doğruymuş. Black Sabbath ile ilintili aşağıda bahsedeceğim detaylar dışında, İngilizlerin bile “Londra’yla Manchester arasında çirkin şehir” diye bahsettikleri Birmingham’da ilgimi çeken hiç bir şey olmadı desem yeridir.
Ama konserden bir gün önce vardığım şehrin hemen her köşesinde Black Sabbath‘ı hissetmeniz mümkündü. Bu da ziyareti keyifli, şehriyse özel kılmaya yeter de artardı bile 🙂 Bu vedaya özel olarak Birmingham Belediyesi tarafından tertiplenmiş Summer of Sabbath, şehri adeta bir açıkhava müzesine dönüştürmüş ve şehrin farklı noktalarına Black Sabbath‘ın izlerini yerleştirmişti. Aslında bu değerli uğraşın dışında da şehrin alakalı alakasız her yerinde Black Sabbath ve Ozzy ile ilgili detaylar bulmanız mümkün. Bazen bir metro istasyonunda bazense bir duvar panosunda illa ki bir detaya rastlıyorsunuz. Ve tabii doğal olarak her birinin önünde toplaşan, fotoğraf çektirmek için sıraya girmiş bir kalabalık.
Tabii ben adanmış kalabalığın en yoğun olduğu ve Summer of Sabbath‘ın en hareketli döneminde oradaydım. Şu aralar o kuyrukların olmadığı ve şehrin her yanını sarmış izlerin bazılarının ortadan kalktığı muhakkak. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kalan kısmı bile Black Sabbath‘ın şehrin kalbinde yer alması için fazlasıyla yeterli. Doğduğu şehrin ona bu şekilde saygı duruşuna geçmesi bir sanatçının ulaşabileceği en üst mertebe olsa gerek.
1. Victoria Square: Şehrin Kalbi

Şehrin tam anlamıyla göbeği olan ve nereye giderseniz gidin yolunuzun illa ki geçeceği Victoria Square, doğal olarak Birmingham‘ın haliyle açık hava sergisine dönüşmüş halinin de merkezinde yer alıyordu ve meydan Black Sababth’ın tarihini anlatan görsellerle donatılmıştı
2. Birmingham Müzesi & Sanat Galerisi: “Working Class Hero” Sergisi


Meydanın hemen üzerinde yer alan Birmingham Müzesi & Sanat Galerisi‘yse Ozzy‘ye adanmış ve onun müzikal serüveninden izler taşıyan Working Class Hero sergisine ev sahipliği yapıyordu. Ödüller, özel eşyalar ve video gösterileriyle dolu bu koridor haliyle en çok ilgi çeken noktalardan biri oldu.
3. Benny’nin Bebekleri



Working Class Hero sergisi belki geçiciydi ama Birmingham Müzesi & Sanat Galerisi’nin baş köşesinde ağırlanan en değerli eserlerinden biri olan Benny’s Babies de en kıymetli köşesini Black Sabbath‘a ayırmıştı. 2019 yılında Birmingham şehrini temsil eden bir eser yaratması amacıyla Cold War Steve isimli sanatçıdan talep edilen resim, onun o güne kadarki en büyük eserine dönüşmüş ve tamamlandığı günden beri galerinin giriş kısmını süslemeye başlamış. Pop art tarzındaki eser, Birmingham kenti tarihinde yer etmiş kişilerin kolajından oluşurken, şehrin her yerinden görülen ve güzelliğini (!) temsil eden Rotunda binasının tepesi de yalnızca bizimkilere ayrılmış.
4. Navigation St.



Navigation Street‘te yer alan ve yanından geçen kanalın hiç de ilgi çekici olmayan görüntüsüyle araya set koyan uzun duvar Black Sabbath‘a adanmış grafitilerle donatılmış. Şehre güzellik katan bu detay da önemli uğrak yerlerinden biri haline gelmiş. Bu ziyaretçilerden biri de Heavy Metal: A Headbanger’s Journey belgeselinin yaratıcısı Sam Dunn‘dı ve onunla ayak üstü kısa bir merhabalaşma şansım oldu. Sonrasında ondan bu etkinlikle alakalı bir belgesel gelir mi diye bekledim ama galiba ortaya şu kısa video dışında bir şey çıkmadı. Sam Dunn’ın gözünden Back to the Beginning’i merak edenler için linkini bırakayım:
SAM DUNN travels to the final BLACK SABBATH Show | Sam Dunn’s Metal Journeys
5. The Crown: Başlangıca Dönüş



Ve gelelim, Back to the Begininning adının hakkını veren en önemli yerlerden birine yani Black Sabbath‘ın ilk kez sahne aldığı The Crown‘a. Dönemin en popüler mekanlarından biri olan bu pub’ın yer aldığı eski tarihli bina şu anda kullanılamaz durumda olsa da koruma altına alınmış ve dış kısmında Heavy Metal‘in yaratıcılarını ağırlamaya devam ediyor.
6. Black Sabbath Köprüsü ve Bankı



James Hetfield’ın viral olan fotoğrafı sayesinde herhalde bu noktadan haberi olmayan kalmamıştır. Broad Street üzerinde yer alan bu köprü ve banka Black Sabbath adı verilmiş ve ziyaret eden herkese çok şık bir manzara eşliğinde grup üyeleriyle kanka pozu çekilme imkanı sunulmuş. Doğal olarak önünde her zaman uzun bir kuyruk bekliyor.
7. Selfridges & Co: Black Sabbath’a Adanmış Bir Mağaza



Aston Villa‘nın klüp mağazasından, pek çok dükkana hemen her yerde Black Sabbath ve Ozzy‘yle ilgili bir şeyler bulmanız mümkündü. Ama bunların içinde bir tanesi çıtayı epey yükseltmişti. Bir nevi Britanyalı Boyner ama daha büyüğü diyebileceğimiz Selfridges & Co. da bu fırsatı kaçırmamış ve Birmingham mağazasını neredeyse tamamen Black Sabbath‘a ayırmıştı. Vitrinleri, özel tasarım serisi, özel Black Sabbath köşesi ve Ozzy‘nin legodan yapılma gerçek boyuttaki heykeliyle firmanın sahibi Black Sabbath deseler inanabilmek mümkündü. Bu denli adanmışlık, fırsatçılığı affettirmese de dozunu hafifletiyor 🙂
8. …Ve Şehrin Her Noktası


Tüm yukarıda saydıklarım dışında şehrin her noktasında Black Sabbath‘ın izlerini görmeniz mümkün. Aston Villa‘nın ve konserin evi konumundaki Villa Park‘ın yanındaki şişme Ozzy, duvarlarda Birmingham tarihini anlatan görsellerin ana teması, merkez istasyonu süsleyen Ozzy adındaki metalden yapılma devasa öküz heykeli ve daha pekçoğu hala yerli yerinde duruyordur ve koca Birmingham şehri, Black Sabbath’a olan saygı duruşuna devam ediyordur diye düşünüyorum.
…ve Beklenen Gün

Gelelim bir daha tekrarı olmayacak o güne… Birmingham’a vardığım ilk gün, şehrin sokaklarında Black Sabbath’ın yukarıda bahsettiğim izlerini sürerek başladım. Aynı zamanda konser öncesi merch işlerini de aradan çıkardım. Böylece 5 Temmuz’u bilinçli bir şekilde “boşa çıkarmış” oldum; çünkü doğal olarak hedefim, gerçekleşecek gösteriye olabildiğince iyi bir yere yerleşerek tanıklık etmek ve hiçbir detayı kaçırmamaktı. Ne de olsa çıktığı dakikalarda tükenen biletlere bakarak, Villa Park ve çevresinin o gün ana baba günü olacağını tahmin etmek hiç de zor değildi.
Öyle de oldu zaten. Stadyumun çevresini neredeyse tamamen saran kuyruk, etkinliğin büyüklüğünü ve seyircinin sabırsızlığını ortaya koyuyordu. Binlerce kişi sabırla beklerken, atmosferde festival ruhunun yoğunluğu hissediliyordu. Organizasyonun dağıttığı beleş su, kalabalık için küçük ama önemli bir jestti. Bu detay, daha sabahın erken saatlerinden itibaret hissedilmeye başlayan sıcak neme rağman seyircinin enerjisini korumasına yardımcı oldu. Pekçok yabancı festivalde de gördüğüm bu uygulama bizde de yapılabilse keşke. Tüm stadı detaylı inceleme fırsatı veren bu kuyruk bitip bana sıra gelmesi çok daha uzun sürecek sürecek diye düşünürken, kapıların açılmasından yaklaşık 1,5-2 saat sonra, günün ilk anonsunun yapılmasından yaklaşık 1 saat önce Villa Park zeminine ayak basmış oldum.


Böylelikle statta yükselen atmosferini hissedebilme fırsatı buldum. Ve programda anons edilenden biraz gecikmeli de olsa, hiç de sürpriz olmayan bir şekilde banttan gelen Black Sabbath parçasının ilk notalarıyla başladı ama bu güçlü giriş bir kez daha tekrar edildi. Muhtemelen tüm dünyaya yapılan canlı yayının hazırlıkları tam değildi, ancak etrafımda bu tekrardan şikayetçi olan bir kişye bile rastlamadım 🙂 Sonrasında da sunucu olarak ilan edilen Jason Momoa, nam-ı diğer Khal Drogo mikrofonu eline aldı ve giriş konuşmasını yaptı ve show başladı!
Sahneye çıkan tüm grupların Sabbath ve Ozzy yorumlarının videolarını eklediğim performansların detaylarına birazdan geçeceğim.
Ama önce konserle ilgili kendime aldığım kısa notları burada vereyim ki arada kaybolmasınlar ve Black Sabbath‘a vedaya ayırdığım son bölümü işgal etesinler:
- Her grup kendi parçalarının yanında en az bir Sabbath veya Ozzy parçası yorumladı. Bahsettiğim gibi tüm bu yorumları videolarını aşağıda yer alan linklerden ulaşabilirsiniz.
- Back to the Beginning organizasyonu büyük oranda Ozzy Osbourne’un vedası olduğu için aralarda onun popüler kültürdeki yansımalarıyla ilgili reklamlardan, South Park‘a, kliplerden The Osbournes reality show’una pek çok video yayınlandı. Bu da ilgiyi ayakta tutmak için hayli etkili oldu.
- Bu reality show atmosferine uygun bir sürpriz olarak Slipknot DJ’i Sid Wilson, Kelly Osbourne‘a sahnede evlenme teklif etti. Fakat gelen haberlere göre bu senenin başında nişanı atmışlar. Neyse ki Ozzy son duruma değil, o mutlu ana tanıklık etmişti.
- Randy Rhoads elbette ki unutulmadı ve Ozzy Osbourne performansından hemen önce kızkardeşiyle beraber Tom Morello‘nun hazırladığı anma videosu duygusal bir atmosfer yarattı.
- Ölümüne sebep olan kazanın ardından kısa süre geçmiş olanLiverpool’un Portekizli futbolcusu Diogo Jota anısına da bir saygı gösterisi yapıldı.
- Black Sabbath elemanlarını saymazsak günün yıldızları şüphesiz ki neredeyse her performansta yer alan Tom Morello, Zakk Wylde ve Danny Carey oldu. Zakk Wylde ve Danny Carey‘e zaten saygım en üst düzeyde ama açıkçası Back to the Beginning öncesinde RATM‘le çok sıkı fıkı olmamamızdan kaynaklı olarak Tom Morello‘ya karşı aynı düşüncelere çok sahip değildim. Ama her üçü de egolarını kuliste bırakıp canla başla günün güzelleşmesi için ellerinden geleni yaptılar. Aşağıda detaylarını bulabilirsiniz zaten. Tom Morello organizasyonda da önemli bir görev alıyordu.
- Günün kaybedenleriyse muhtemelen eğlenmenin dozunu abartıp sunuculuk yapamaz hale gelen Jason Momoa, ektiğini biçerek seyircinin haklı tepkisine maruz kalan David Draiman ve günün en hazırlıksızı olarak duyulan Axl Rose’tu. Tom Morello, Momoa‘nın da imdadına yetişti ve gecenin ilerleyen saatlerinde sunuculuk görevini de üstlendi.
- Daha önce inceleme şansı bulduğunuz, bulamadıysanız da aşağıda bulabileceğiniz benzersiz sahne kadrosunun dışında çeşitli sebeplerle orada bulunamayan AC / DC, Judas Priest, Rush, Def Leppard ve Elton John gibi isimler de gönderdikleri videolarla gösteriye katkıda bulundular. Böylelikle Black Sabbath’ın damgasını vurduğu hard rock heavy metal tarihi neredeyse eksiksiz olarak sahnede temsil edilmiş oldu.
- Neredeyse diyorum çünkü bazı önemli eksiklikler hissedilmedi değil. Iron Maiden, 2005 Ozzfest’te yaşanan olayların gölgesinde bu büyük gecede adeta yok sayıldı. Sebebi her ne olursa olsun metal tarihinin en önemli gruplarından ikisinin husumetini böyle bir gecede dahi bırakmamış olması gecenin buruk yönlerinden biriydi.
- Aynı şekilde öyle veya böyle gruptan yolu geçmiş olan Ronnie James Dio‘nun, Tony Martin‘in ve diğer elemanların esamesinin okunmaması sürpriz olmasa da üzücüydü. Dedim ya Back to the Beginning büyük oranda Ozzy‘nin vedaysıydı ama keşke daha kapsayıcı olsaydı. Neyse ki bir ara banttan Rainbow – Kill the King çaldı ve günün atmosferi içinde Dio‘nun da varlığını hissetmiş olduk. Bilinçli veya fark etmeden, kimin elinden çıktıysa eline sağlık 🙂
- Brian May de sahnede görünmesine rağmen niyeyse herhangi bir performansta yer almadı. Kendisini epey de özletmişti oysa ki.

Mastodon (Brann Dailor, Nick Johnston, Bill Kelliher, Rasta, Troy Sanders)
“Black Tongue”
“Blood and Thunder”
“Supernaut” (Black Sabbath) (ft. Danny Carey, Eloy Casagrande, Mario Duplantier) (Video linki)
Ve nihayet gösteri başladı. Ama ne başlangıç! Mastodon daha en başından güne damgasını vuranlardan biri olmayı başardı. Görüntü teknisyeninin henüz ataletini üzerinden atamaması ve böyle bir hızlı başlangıca ayak uyduramamasından dolayı ekranlara pek yansımadı. Ama Brann Dailor davuldaki ve vokaldeki performansıyla Supernaut yorumunu sürüklerken, uzun davul partisyonunda ona Tool’dan Danny Carey, Slipknot‘tan Eloy Casagrande ve Gojira‘dan Mario Duplantier eşlik etti. Yani sahne mahşerin dört atlısı gibi bir davulcu kadrosuyla açılmıştı. Nick Johnston‘ın gruba uyumuyla ilgili sesinin biraz kısık kalmasından kaynaklı net bir şey söylemek doğru olmaz belki ama sahnedeki duruşunun gayet uyumlu söyleyebilirim. Tabii bu performanstan yaklaşık bir ay sonra aramızdan ayrılan Brent Hinds her zaman ayrı bir yerde duracak.
Rival Sons (Dave Beste, Jay Buchanan, Scott Holiday, Michael Miley, Jesse Nason)
“Do Your Worst”
“Electric Funeral” (Black Sabbath) (Video linki)
“Secret”
Sonrasındaysa Rival Sons, Electric Funeral ile sahneyi ateşledi. Kendi tarzlarını Sabbath mirasıyla harmanlayarak seyirciyi coşturdular.
Anthrax (Joey Belladonna, Frank Bello, Charlie Benante, Jonathan Donais, Scott Ian)
“Indians”
“Into the Void” (Black Sabbath) (Video linki)
Tüm Anthrax üyeleri üzerlerinde “Sabbath Bloody Anthrax” yazılı tişörtleriyle sahneye çıkarak şık bir saygı gösterisi sergilediler. Enerjisyi de en üst seviyeye taşıyıp,.günün ilk pogo‘suna ön ayak oldular.
Halestorm (Arejay Hale, Lzzy Hale, Joe Hottinger, Josh Smith)
“Love Bites (So Do I)”
“Rain Your Blood On Me”
“Perry Mason” (Ozzy Osbourne) (Video linki)
Günün süpergruplar dışındaki tek Ozzy Osbourne cover’ı Perry Mason yorumuyla Halestorm‘dan geldi. Ama ne performans! Lzzy Hale’in vokali, klasik parçaya mutlaka kulak verilmesi gereken modern bir sertlik kattı.
Lamb of God (Willie Adler, Randy Blythe, John Campbell, Art Cruz, Mark Morton)
“Laid to Rest”
“Redneck”
“Children of the Grave” (Black Sabbath) (Video linki)
Konserden hemen önce yayınladıkları tekliyle Lamb Of God hangi parçayı cover’layacağını önceden belli etmişti ama sürprize de ihtiyaçları yoktu zaten. Bir ara Randy Blythe’in ayakkabısı ayağından fırladı. O da aldırış etmeden ayakkabıyı seyircilere doğru savurup attı ve aynen devam etti. Nasıl bir performanstı siz anlayın artık 🙂
Tom Morello’s All Stars (Supergroup A)
“The Ultimate Sin” (ft. Nuno Bettencourt, Mike Bordin, David Ellefson, Lzzy Hale, Jake E. Lee, Adam Wakeman)
“Shot in the Dark” (ft. Bordin, David Draiman, Ellefson, Lee, Wakeman)
“Sweet Leaf” (ft. Bettencourt, Bordin, Draiman, Ellefson, Ian) (Black Sabbath) (Video linki)
“Believer” (ft. Bello, Bettencourt, Whitfield Crane, Ian, Sleep Token II, Wakeman)
“Changes” (ft. Bello, Bettencourt, Sleep Token II, Wakeman, Yungblud)
Sıra Tom Morello‘nun seçimi süpergruplardan ilkine geldi. Ağırlıklı olarak yeni nesil rock ve metal simalarından seçilmiş bu ilk grup tamamen Black Sabbath ve Ozzy repertuarından oluşan bir setlisti icra ettiler. Yukarıdaki listeden sizin de anlayabileceğiniz üzere sahnede tatlı bir kaos hakimdi ve giren çıkanı takip etmek hiç kolay değildi. Öyle bir bolluk yaşanıyordu 🙂 Bu kadronun tek eksisi ise İsrail yanlısı savaşçı tutumuyla haklı olarak seyirciden hayli olumsuz bir tepki alan David Draiman‘dı.
Jack Black (ft. Revel Ian, Roman Morello, Yoyoka Soma, Hugo Weiss)
“Mr. Crowley” – prerecorded
Günün en dikkat çekici videolarından biri Jack Black‘ten geldi. Metalci komedyen ve Tenacious D’nin yaratıcısı, yanına aldığı ve aralarında Tom Morello’nun oğlunun da olduğu yetenekli müzisyen çocuklarla kaydettiği Mr. Crowley performansıyla hayli eğlendirdi. Ben tamamını çekmediğim için buraya eklemedim ama arasanız illa ki karşınıza çıkacaktır.
Alice in Chains (Jerry Cantrell, William DuVall, Mike Inez, Sean Kinney)
“Man in the Box”
“Would?”
“Fairies Wear Boots” (Black Sabbath) (Video linki)
Ben onlara Sweet Leaf‘i yakıştırmıştım ama Alice In Chains’in seçimi Fairies Wear Boots oldu. Şüphesiz ki o da çok yakıştı ve grunge kökenli sound, Sabbath’ın klasiğine farklı bir tat kattı.
Gojira (Christian Andreu, Joe Duplantier, Mario Duplantier, Jean-Michel Labadie)
“Stranded”
“Silvera”
“Mea Culpa (Ah! Ça ira!)” (ft. Marina Viotti)
“Under the Sun” (Black Sabbath) (Video linki)
Gojira‘nın cover seçimiyse Under the Sun oldu. İstanbul konseri sırasında sahnedeyken Ozzy‘nin ölümünün haberini almış olmaları ve onun anısına KüçükÇiftlik Park’ta bir kez daha icra etmeleri, şüphesiz ki bu parçayla Gojira arasında sarsılmaz bir bağ oluşturdu.
Drum-off (ft. Travis Barker, Carey, Chad Smith)
“Symptom of the Universe” (ft. Bettencourt, Morello, Rudy Sarzo)
Sahne bir kez daha davulcularındı ve elbette ki yine Danny Carey aralarındaydı.
Tom Morello’s All Stars (Supergroup B)
“Breaking the Law” (ft. Carey, Billy Corgan, K. K. Downing, Adam Jones, Morello, Sarzo) (Judas Priest) (Video linki)
“Snowblind” (ft. Carey, Corgan, Downing, Jones, Morello, Sarzo)
“Flying High Again” (ft. Bettencourt, Sammy Hagar, Vernon Reid, Sarzo, Smith, Wakeman)
“Rock Candy” (ft. Bettencourt, Hagar, Morello, Sarzo, Smith, Wakeman)
“Bark at the Moon” (ft. Barker, Bettencourt, Papa V Perpetua, Reid, Sarzo, Wakeman)
“Train Kept A-Rollin'” (ft. Barker, Bettencourt, Morello, Sarzo, Steven Tyler, Andrew Watt, Ronnie Wood)
“Walk This Way” (ft. Bettencourt, Morello, Sarzo, Smith, Tyler, Watt)
“Whole Lotta Love” (ft. Bettencourt, Morello, Sarzo, Smith, Tyler, Watt)
Tom Morello’nun seçtiği ikinci süper grup daha çok yaşı ilerlemiş ve rock ve metal’in ağır topu diyeceğimiz isimlerden oluşuyordu. Ronnie Wood bile oradaydı. Bu kez ağırlıklı olarak rock ve metal tarihinden başka büyük isimlerin klasiklere de yer verdiler. Sahnedeki bolluk ilkinden de fazlaydı ve daha uzun süre kalarak baş döndürücü bir performans sergilediler.
Pantera (Phil Anselmo, Benante, Rex Brown, Zakk Wylde)
“Cowboys from Hell”
“Walk”
“Planet Caravan” (Black Sabbath) (Video linki)
“Electric Funeral” (Black Sabbath)
İki Sabbath şarkısına birden yer veren ilk grup Pantera oldu. bunlardan ilki tabii ki Far Beyond Driven‘daki başarılı yorumuyla kendilerine mal etmeye hak kazandıkları Planet Caravan‘dı.
Tool (Carey, Justin Chancellor, Jones, Maynard James Keenan)
“Forty Six & 2”
“Hand of Doom” (Black Sabbath) & “Ænema” (Video linki)
Günün en kendine has ve özel performanslarından biri Black Sabbath‘ın Hand of Doom‘unun arasına sıkıştırdıkları (!) uzun Ænema yorumuyla, elbette ki Tool‘dan geldi. Bir grup karşısında hiç seyirci yokmuşçasına davranıp nasıl bu kadar etileyici olabilir. Her seferinde şaşırıyorum.
Slayer (Tom Araya, Paul Bostaph, Gary Holt, Kerry King)
“Disciple”
“War Ensemble”
“Wicked World” (Black Sabbath) (Video linki)
“South of Heaven”
“Raining Blood”
“Angel of Death”
Slayer veda turnesi sonrasında bir kez daha seyirci karşısındaydı. Bunda şikayetçi olan da yoktu. Saha yine birbirine girdi ortalık circle pit’ten geçilmez oldu. Keşke daha vakit varken sözlerinden dönseler.
Fred Durst
“Changes” – prerecorded
Guns N’ Roses (Isaac Carpenter, Richard Fortus, Duff McKagan, Axl Rose, Slash)
“It’s Alright”
“Never Say Die” (Black Sabbath)
“Junior’s Eyes”
“Sabbath Bloody Sabbath” (Black Sabbath) (Video linki)
“Welcome to the Jungle”
“Paradise City”
Süreleri uzadıkça grupların yer verdiği cover parçaların sayısı da artıyordu. Fakat bunların arasında Guns ‘N’ Roses biraz hazırlıksız gibiydi. Belki kulaklığının çalışmamasından, belki de kendi önceden dersini çalışmamış olduğundan Axl Rose, Sabbath Bloody Sabbath‘ı söylerken grubun önünde koştu 🙂
Metallica (Kirk Hammett, James Hetfield, Robert Trujillo, Lars Ulrich)
“Hole in the Sky” (Black Sabbath) (Video linki)
“Creeping Death”
“For Whom the Bell Tolls”
“Johnny Blade” (Black Sabbath)
“Battery”
“Master of Puppets”
Sahiplerine bırakmadan önce sahneye son çıkansa elbette ki Metallica oldu. O gün o sahneye adım atmış en iyi müzisyenler olmadığı muhakkak ama bu adamlarda da sahne aurası denen şey var işte 🙂 O yüzden zor ama keşke bir kez daha ülkemize gelseler.
Ozzy Osbourne (ft. Tommy Clufetos, Inez, Wakeman, Wylde)

“I Don’t Know” (Video linki)
“Mr. Crowley”
“Suicide Solution”
“Mama, I’m Coming Home”
“Crazy Train”
Ve artık sahne günün assolistine kalmıştı. Ozzy şarkıları o güne özel hazırlanmış şanına yaraşır tahtında oturarak söyledi. Sahneye çıkma için yüklendiği ilaçlardan dolayı ağzı kuruyor olsa gerek sık sık su içip sprey kullandı. Özellikle Mama I’m Coming Home’u söylerken zorlandığı barizdi. Buna rağmen I Don’t Know introsu hariç playback yapmadı. Ara ara heyecanlanıp yerinden kalkmaya yeltendi ama mümkün olmadı. O günle ilgili sevinç, heyecan, burukluk, gurur aklınıza gelecek her hissi bir potada eritip en üst dozdan bir arada yaşadığı her halinden belliydi. Geçtiğimiz yıl ona veda ederken kaleme aldığım gibi:
Black Sabbath (Geezer Butler, Tony Iommi, Osbourne, Bill Ward)

“War Pigs” (Video linki)
“N.I.B.”
“Iron Man”
“Paranoid”
Son bölümse elbette ki gecenin en merak edilen kısmıydı. Program öngörülen zamanlamayı çoktan aşmış, saat neredeyse geceyarısı olmuş ama tıklım tıklım dolu statta herkes doğal olarak yerinden kıpırdamadan bu anı bekledi. Artık hayat yoldaşları sahnede Ozzy‘ye son kez eşlik ediyordu. Bense onları ikinci kez canlı izleyebilmelenin mutluluğunu yaşıyordum. Ama bu kez farklıydı çünkü Bill Ward da davul setinin başındaydı. Üstüste ikinci performansını veren Ozzy iyiden iyiye sıkıntıya düşmeye başlasa da heyecanını kaybetmiyordu; ve bu kez bu konuda yalnız değildi. Bill Ward da epey zorlanıyordu ve The End turnesinde neden yer almadığını gösterir bir performans sergiledi. Yine de onu ilk kez izlemek büyük bir mutluluk verdi. Onun da tüm zorlanmasına rağmen aynı mutluluğun kat be kat fazlasını hissettiği muhakkak. Tony Iommi ve Geezer Butler’sa hala taş gibi çalıyorlardı. Onların bir şey yapmadan geçirdiği bu zamanlar gerçekten çok üzücü. Dio‘nun son yıllarındaki Heaven & Hell projesinin bir benzeri Tony Martin‘li bir Headless Cross neden olmasın diye düşünmeden edemiyor insan. Ya da Geezer Butler‘ın hatırına Cross Purposes da olur 🙂 Öyle veya böyle Heavy Metal’in aktif olarak devam edebilecek iki yaratıcısı Tony Iommi ve Geezer Butler’ı umarım sahnede görmeye devam edebiliriz ama bu buranın konusu değil elbette.
Bu yazının konusu ve son cümlesi son parça Paranoid öncesi Ozzy‘nin dediği gibi:
“Go fuckin’ crazy for the last time!”


