Skip to content

The Neal Morse Band (NMB) - L.I.F.T.

Yayın Tarihi: 2026-02-27
The Neal Morse Band (NMB) - L.I.F.T.

Geçtiğimiz iki yılda kendi imzasıyla dört albüm yayınlayan ve üstüne The Resonance ile Cosmic Cathedral gibi iki önemli yeni projeye de albüm yetiştiren üretken prog figürlerinden Neal Morse’un yeni bir albüm yayınlaması artık neredeyse haber değerini yitirmiş olsa da; özellikle bu dönemde bunun The Neal Morse Band (NMB) etiketiyle geldiğini duymak açıkçası biraz şaşırtıcı oldu.

Ne de olsa projenin kemik kadrosundan Mike Portnoy, Dream Theater’a geri dönmüş ve Eric Gillette’in de adı başka işlerle daha sık duyulur olmuştu. Ama mevzu özellikle bir diğer çalışkan müzisyen olan Portnoy olunca, grubun beşinci kez stüdyoda bir araya gelişi olan L.I.F.T.’in ortaya çıkarılması için zaman ve fırsat bulmak yeterli olmuş. Gerçi buna tam olarak da bir araya geliş demek doğru olmaz. Çünkü Portnoy’un ülkemize de uğrayan Dream Theater’ın dünya turnesinden geçtiğimiz yılın bahar aylarında bulduğu aralıkta filizlenen albüm, sonrasında kayıtların grup üyeleri arasında gelip gitmesiyle nihayete erdirilerek bize ulaşmış.

Bu şekilde aralarda bulunan fırsatlarda kotarılmış olması da albümün öncekiler kadar dinleyene işlemeyişinin nedenlerinden biri gibi sanki. Zira albümün çıkışından bugüne kadar verdiğim pek çok şanstan sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki, ortaya çıkan iş yine muazzam bir müzisyenlik yumağı olsa da kulağa önceki dört albüm kadar derinlikli ve kalıcı gelmiyor. Buna bir de yukarıda bahsettiğimiz bunca projenin ortak noktası olan Neal Morse bestelerini arka arkaya bu sıklıkta duymanın kaçınılmaz olarak yarattığı aşinalık hissini de eklemek lazım tabii.

Albüme daha detaylı olarak giriş yaparsak, sanırsam konseptinden başlamak doğru olur. Evet, bildiniz; Neal Morse yine inanç mevzularına dalıyor 🙂 2002 yılında Morse’un “Hristiyanlığa yeniden doğuşu” ve abisi Alan Morse’la beraber kurduğu Spock’s Beard’dan ayrılmasıyla birlikte, şahane süpergrup Transatlantic de dâhil olmak üzere hiç sektirmeden Morse’un ana teması hâline gelen Hristiyanlık öğretilerinden L.I.F.T. de nasibini alıyor. Fakat daha yoğun temaları kendi solo albümleri, The Resonance ve Cosmic Cathedral’a ayıran evangelist müzisyen, NMB’nin omzuna bu kez daha hafif bir yük vermiş. Morse albümün konseptini şu şekilde açıklıyor:

“L.I.F.T. kısa özetle, kendisinden daha büyük bir şeye ait olma arayışındaki bir kişinin yolculuğunu takip eden bir prog konsept albümüdür. Dünyayla ve hayatla bağlantılı hissetmekle başlar, sonra aidiyet duygusunda bir kırılma olur, ardından karmaşa ve çaresiz bir çığlık gelir ve sonunda o derin bağlantı noktasına geri dönülür.”

…Ve tabii bu bağlantının temelinde maneviyat yatmakta. Ama yine de bu tema, Reaching parçası hariç, albümün genelinde muğlak bırakılmış. Hatta bu durum albümün ismine de yansımış. Neal Morse, kendi Hristiyan inancından güçlü şekilde etkilenmiş bir temaya sahip olsa da albümün başlığının kasıtlı olarak belirsiz bırakıldığını söylüyor. Yani L.I.F.T., yükseliş anlamını korumakla birlikte, grup uzun hâlini her dinleyicinin kendine göre farklı bir şekilde yorumlayabilmesi için özellikle belirtmemeyi tercih etmiş.

Müzikal olarak da önceki NMB konsept albümlerinden ve Neal Morse’un diğer işlerinden alışık olduğumuz üzere tekrar eden temalar ve enstrümantal geçişler bir bütün olarak akıyor. Bu bakımdan The Similitude of a Dream ve The Great Adventure gibi örneklerdekiyle aynı şekilde, bu albümü de baştan sona dinlemek, hikâyeyi tam olarak hissetmek için önemli.

Bu akış içerisindeyse hayli muazzam müzisyenlik numaralarının arasında dolaşırken albümün tamamının belli bir seviyeyi tutturduğunu söylemeye gerek yok. Peki ilerledikçe daha çok açılan bu gezintinin zirveleri hangileri derseniz:

Beginning, adının çağrıştırdığı gibi hikâyenin başlangıcını kuran epik bir giriş parçası niteliğinde ve büyük ölçüde enstrümantal bir yapıya sahip. Albümün konsept yolculuğunda bu parça tam da o ilk “bağlantı” ve uyanış hissini veriyor.

Gravity’s Grip, Hurt People, The Great Withdrawal gibi müzisyenliğin ön plana çıktığı parçalarla devam eden albümün konsept akışında The Great Withdrawal ve Contemplation ile bağlantılı, yani ana karakterin içe kapanma, düşünme ve kendi utancıyla hesaplaşmasını anlatan Shame About My Shame, oldukça duygusal bir ballad niteliğinde.

“I don’t deserve to be loved / If I was, they would’ve stayed / But instead the price was paid / And I should be through this by now…”

Sonlara doğru iyice açılan albümün vurucu kısmına kısa ama etkileyici bir giriş yapan Shattered and Barricade, ana karakterin kendi kendine kurduğu engelini parçaladığını anlatıyor. Utanç, içe kapanma ve yalnızlık döneminden sonra özgürleşme ve yeniden açılma anı.

Sonrasındaysa bu yolculuktan bize kalan en büyük armağan olan Fully Alive ikilisinden, albümün yeniden doğuş kısmında olanına ulaşıyoruz. Nakaratın anlamı burada derinleşiyor ve yeniden doğuşa tanıklık ediyoruz.

“It’s like I’m living fully alive!”

Albüm aslında özellikle parçanın enstrümantal kapanış kısmında climax’ini buluyor ve son parça Love All Long da dingin ve epik bir finale ev sahipliği yaparak bizi sona ulaştırıyor. Burada “Aslında aradığın şey baştan beri seninleydi” diyerek Morse reçetesini sunuyor.

Son tahlildeyse L.I.F.T.’in beşinci albüme ulaşan NMB külliyatı sıraladığımızda üst yarıya kendini atamayacağı muhakkak. Zira bana göre oraya ulaşmak için aşması gereken The Similitude of a Dream, The Great Adventure ve Innocence & Danger gibi üç büyük albümün vuruculuğunu yakalayamamış. Bunda elbette ki aralara sıkıştırılmış kayıt sürecinin etkisini göz ardı etmemek gerek. Bir de her ne kadar önceki bazı örneklere göre biraz törpülenmiş olsa da Neal Morse’un misyonerlik faaliyetleri de her zamanki gibi orada duruyor. Gerçi işin bu kısmına alıştık zaten. 65 yaşındaki birinden değişmesini beklememek ve sırf bu nedenle Transatlantic’ten Flying Colors’a, pek çok diğer projeden NMB’ye uzanan muazzam bir külliyattan mahrum kalmamak gerektiğini düşünüyorum.

Tüm bu detaylardaki arızalara değindikten sonra kabul etmek gerekir ki önümüzde Neal Morse, Mike Portnoy, Eric Gillette, Bill Hubauer ve Randy George’tan oluşan dev bir kadronun hünerlerini özgürce sergilediği sapasağlam bir albüm duruyor. Tam da progresif müzikte olması gerektiği gibi.

Sözün özü, bu müziği sevenler ufak kusurlarına rağmen L.I.F.T.’e kayıtsız kalmamalı diye düşünüyorum.

8.5
  • Beginning 06:48
  • Shame About My Shame 05:50
  • Fully Alive, Pt. 2 06:18
  • Love All Along 11:18
8.5
  • Beginning 06:48
  • Shame About My Shame 05:50
  • Fully Alive, Pt. 2 06:18
  • Love All Along 11:18