Skip to content

Phantom Spell - Heather & Hearth

Yayın Tarihi: 2025-07-18
Phantom Spell - Heather & Hearth

Heavy metal grubu Seven Sisters’ın gitar-vokal’i Kyle McNeill, stüdyo aşamasının neredeyse bütün departmanlarında kendi imzasının bulunduğu Phantom Spell ile “solo proje” mefhumuna yönelik olarak güçlü örnekler sunan İngiliz bir müzisyen. Debut albümünün üstünden 3 yıl geçtikten sonra yayımladığı Heather & Hearth‘te ise prog etkileşimli erken dönem heavy metal sound’u başarılı bir şekilde devam ettirmekte. Edebi yönü kuvvetli şarkı sözlerinden oluşan bu albümde memleket özlemi, doğa ile bütünleşme ve zamanın sonsuzluğu ile ilgili anlatımlar oldukça folklorik bir üslup ile dizelere dökülmüş.

Akıllarda belli bir müzik topluluğunun daimi üyesi olarak yer etmiş müzisyenlerin, güvenli alanlarını terk etmeye karar vererek kendi isimleri altında bir solo kariyer başlatmaları ya da “side project” müessesesi kapsamında seçtikleri “part-time” iş arkadaşları ile üretim yapmaları, modern müzik tarihinde uzun süredir yaşanagelen hadislerdendir. Bir grubun itici gücü niteliğindeki elemanının mutluluğu dışarıda arama hevesi veya bazı artistik yönelimlerini güncel grubu ile uyumlamayı başaramaması kimi ekipleri kısa sürede dağılma aşamasına getirirken, bazen de ileri tarihe ertelenmiş ayrılıkların habercisi niteliğini taşır. Solo kariyer çalışmalarını ve asıl grup yükümlülüklerini el ele yürütebilmek bir süre sonra içinden çıkılmaz problemlere ve karşıtlıklara sebebiyet verebilmektedir. Popüler örnekler vermek gerekirse Sting’in kendi müzikal rotasını oluşturmak adına duyduğu kararlılık, zamanın ana akım rock müzik piyasasının göz bebeği olan The Police’i hiç tereddüt bile etmeden toprağa gömmesine neden olmuştu. The Police gitaristi Andy Summers’ın bile bir röportajında belirtmiş olduğu üzere Sting’in birkaç albüm çıkarıp üstüne de Hollywood’da aktörlük denemeleri yaptıktan sonra gruba geri döneceği düşünülmüştü. Ancak The Police 20 küsur sene sonra reunion turnesine çıkabilecekti! Ya da Phil Collins’in kendi eliyle beslediği solo pop projesinin bir süre sonra zapt edilmesi zor bir canavara dönüşmesi Genesis gibi köklü bir grubu terk etmesine sebebiyet vermişti. Ancak McNeill, Seven Sisters’taki sorumluluklarını aksatmadan her iki müzikal çalışma arasında denge yakalayabilmiş özverili bir müzisyen. Kendisinin aynı yıl içerisinde bir şahane albüm de asıl grubu ile çıkarmış olduğunu düşünecek olursak endişe etmemiz gereken bir durum varmış gibi gözükmüyor.

Phantom Spell’in hikâyesi, yakın dönem dünya tarihinin en karanlık periyotlarından biri olan pandemi günlerine uzanıyor. Covid-19 isimli görünmez düşmanın yayılmacılığının önüne geçmek için uygulanan karantinalar bireyin sosyal alanlardaki varlığını ve fiziksel etkileşimlerini kısıtlamıştı. Kaygılı bir bekleyiş içinde evlerine kapanmış olan insanlar izole olma hâlinin yarattığı mental tahribatı gidermek adına kendilerine meşgaleler aradılar. Kimileri mutfakta farklı ekmek tarifleri üzerinde uzmanlaşırken, bazıları da abonesi oldukları medya platformlarının içeriklerini tüketmekle meşguldü. Kyle McNeill ise bu dönemi dünya halklarının genelinden biraz daha verimli geçirerek Phantom Spell fikrinin doğumunu gerçekleştirdi. Phantom Spell’i içinde doğmuş olduğu şartlarla bu denli özdeşleştiren bir diğer özelliği de sosyal mesafesini korumaktaki ısrarcı hâli. “Grup müziği” olarak nitelendirilebilecek bu projenin tamamıyla tek bir multi-enstrümantalist müzisyenin çabası olması gerçekten şaşılacak iş.

Heather & Hearth, neredeyse 12 dakikalık epik bir şarkı mahiyetindeki The Autumn Citadel ile açılış yapıyor. McNeill’in bu şarkı için kurguladığı intro, albümün genel tonunun bir özeti niteliğinde. Minimoog’un akıllarımızda yer etmiş en “cıvıl cıvıl” hâliyle oluşturulan atmosferin üstüne dört nala koşan gitar ritimlerinin ve Thin Lizzy kokan gitar melodilerinin harmanlanıp sakin vokallere bağlanıyor oluşu dinleyiciyi albümün geri kalanına hazırlamak adına harikulade. McNeill’ın şarkı söylemeye başlaması ile beraber akıllara ilk gelecek olan tarzının ne kadar da Kansas’tan Steve Walsh’a benzediği olacaktır. Phantom Spell’in genel olarak 70’ler müziğine bir ilan-ı aşk olduğunu düşündüğümüzde bu tarz esinlenmeler elbette doğal.

Dinleyicinin ilgisini kaybetmeden 10+ dakikalık bir şarkı besteleyebilmenin yalnızca progressive rock dersini iyi çalışmış müzisyenlerin altından kalkabileceği bir vazife olduğunu düşünürüm hep. Bu bağlamda McNeill’in The Autumn Citadel‘de minimoog ve twin guitar solosu akabinde yerleştirdiği akustik gitarlı köprü bölümü yarattığı mistik/orta çağ vari ambiyansıyla suları usul usul kıyıdan çekip sonrasında ise büyük azgın dalgalara dönüştürerek önünde ne var ne yok yıkıp geçmesi için serbest bırakıyor. Kesinlikle şarkıda en yükseldiğim an burası. Bir de şarkı sözlerindeki

“Through a shroud of golden fire, The Autumn Citadel, Place where the ancients dwell”

ifadesi aklıma ister istemez Spinal Tap – Stonehenge’in şarkı sözlerini getiriyor ve kafamın içinde iki şarkının sözlerini birleştirir gibi olup sırıtıyorum.

İkinci şarkı Siren Song, akustik bir beste olmasına rağmen albümün genel karakterinin bir parçası olan klavye pasajlarının ve kelt melodili gitar ataklarının kısa da olsa kendini gösterdiği bir şarkı. Benim kulağıma oldukça orta çağ halk türküsü gibi geliyor.

Evil Hand‘te hammond org’un ve proto-metal davul ritimlerinin kendini hissettirmesi ile Uriah Heep / Deep Purple sınırlarından giriş yaptığımızı hissediyorum. Evil Hand, albüm genelinde eşlik edilebilme potansiyeli en yüksek parça. Canlı performanslarda nakaratının bir kısmı kolayca seyirciye söyletilebilir. Hiç olmadı, seyirci “ooooooh” kısmında dâhil olabilir. Albümün en yüksek enerjili ve çıkıntı olanı.

A Distant Shore, doğanın sonsuz döngüsünün yaşanmış tüm hayatları bir şekilde anlamlı ve ebedi kılacağına dair kendini ikna etmiş, bu sayede de varoluşsal sıkıntılarını aşmış gibi görünen birinin depresif ama bir o kadar da umutlu mesajlarını iletiyor. Özellikle şarkının son kısmındaki vokal performansı sözlerin etkili bir hâlde dinleyiciye geçmesini sağlıyor.

Albüme ismini veren kapanış şarkısı Heather & Hearth‘ü, ölümün kendisine yaklaştığını düşünen insanlarda sıklıkla ortaya çıkan “doğduğu topraklara gömülme” arzusunun dile getirildiği bir vasiyetname olarak tanımlamak mümkün. Genel olarak düşük bir tempoda ilerleyen şarkı sadece orta kısımlarında bir miktar maidenizasyon geçirerek patlama gerçekleştiriyor. Son kısımda McNeill’ın çoklu vokal katmanları ile oluşturduğu armonik yapı spiritüel havayı perçinliyor. Outro olarak neşeli ve umut dolu bir ilkbahar sabahını anımsatan cıvıltılı doğa sesleri kullanılırken albüm geneline hâkim olan “doğanın bir yolunu bulup işlerini yoluna koyacağı” düşüncesinin hakikate dönüştüğü aktarılmış oluyor. Vasiyet yerine getirilmişe benziyor. Mezar taşında da “Heather and hearth will keep me well” yazıyor olması muhtemel!

Günümüz müzisyenlerinin heavy metal ve progressive rock’ın ilk dönemlerine nostaljik ziyaretler yapmak konusunda duydukları heyecanın neticesinde neredeyse 70’ler ve 80’lerde kaydedilmiş gibi duran albümlerin sayısında gözle görülür bir artış mevcut. Maalesef bu trend genelinde kimi gruplar şekerci dükkânına girmiş açgözlü bir çocuk misali her şeyin tadına bakmaya çalışıp koca bir müzikal mirası sağlıksız biçimde tüketme eğilimi gösterebiliyor. Bana göre Kyle McNeill’i Phantom Spell projesi genelinde ve bu yazının odak noktası olan Heather & Hearth albümü kapsamında özel kılan unsurlardan biri ortaya koymuş olduğu müzikal vizyondaki denge. Gösteriş meraklılığından uzak icra edilmiş klavye pasajlarının ve akılda kalıcı gitar riff’lerinin melodik bir tavırla sunulmuş olması bu albüme çok büyük keyif katmış. Kelt müziği esintili ezgilerin ve Britanya doğasına duyulan hayranlığın ilham kaynağı olduğu şarkı sözlerinin birleşimi ise bu albüme maneviyatı yüksek bir hava veriyor.

Bir müzisyen olarak en üretken dönemlerinden birinden geçmekte olan Kyle McNeill’in Phantom Spell projesini çok aksatmadan yakın gelecekte yeni üretimlerle karşımıza çıkmasını dilerim.

9.0

Öne çıkanlar:

  • The Autumn Citadel
  • Evil Hand
  • Heather & Hearth
9.0

Öne çıkanlar:

  • The Autumn Citadel
  • Evil Hand
  • Heather & Hearth