Skip to content

Günümüzde bunca albüm üzerimize yağarken, aradan sıyrılan özgün işlere denk gelmenin hiç de kolay olmadığı malum. Hem kültürel köklerinden beslenerek, hem de başlangıç noktaları olan ekstrem metal unsurlarını koruyarak, üstelik bunları klasik progresif rock’ın farklı türlerinin temel unsurlarıyla birleştirmeyi başaran Brezilyalı grup Papangu, bu sayede özgünlüğü yakalamayı başarmış ender gruplardan birisi. Aslında izledikleri yol bahsettiğim özgünlüğü yakalamak için pek çok grubun başvurduğu bir yol. Ancak, referans aldıkları bu denli birbiriyle alakasız görünen bir müzik yelpazesini kullanırken bunları ayrıksı görünmemesini başarıp aynı potada eritmeleri ayrı bir takdir unsuru.

Bir bakıyorsunuz Hammond veya Moog tonlarıyla açılışı yapan parça sizi yetmişlere götürmüşken, araya bir anda brutal vokal giriyor ama arkadaki org veya sentezleyici melodileriyle bir uyum yakalayabiliyor. Davulsa blast ritimlerle bu sertliği desteklerken, hemen ardından zil ve shaker’la sizi Brezilya sahillerine davet edermişçesine çalabiliyor. Armonika ve flütün yanısıra geleneksel Brezilya müziği enstrümanları ve hatta oyuncak lastik tavuk (!) bu karmasaya dahil oluyor ama ortaya ahenk içerisinde bir müzik çıkıyor. İşte bu duyduğunuz müzik Papangu‘nun müziği. Ortada hiçbir yeni keşif olmamasına rağmen doğru ama uygulaması zor bir tarifle pişirdikleri bu müzik, kulağınızda benzeri olmayan bir tat bırakıyor.

Grup zaten referanslarını en başından beri açık ediyor. Mastodon, Magma, Blind Guardian, Gentle Giant ve King Crimson gibi grupların adını özellikle zikrederken, klasik prog, zeuhl, caz, popüler Brezilya müziği ve black metal gibi birbirine benzemez yeni dönem tarzlarının yanısıra ciranda ve forró gibi klasik Brezilya halk müziğinin de etkilerini de belirtiyorlar. Zaten yukarıda vermeye çalıştığım tarifin özeti gibi bir tablo ortaya çıkarmışlar 🙂

Mevzubahis olan son albümleri Celestial‘ın etkisini artıran en önemli unsurlardan birisi de özellikle belirttikleri şekilde albümün yapay zeka veya dijital kayıt tekniklerinin desteği olmadan, tamamen analog yöntemlerle kaydedilmiş olması. Manyetik bant üzerine dokuz günde gerçekleştirilen kayıt süreci, müziğe sıcak, organik ve zamandan bağımsız bir karakter kazandırırken enstrümantal zenginliğini daha da belirgin hale getiriyor. Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak elbette ki önemli ama eski usül kalmak da o kadar kötü değilmiş demek ki 🙂

Grubun bu albüme kadarki hikayesini anlatacak olursam, bu hikayenin arka planında grubun belki de en önemli handikapı ama aynı zamanda buradan devşirdiği önemli bir gelişim yatıyor. Şöyle ki, bugüne kadar Papangu etiketiyle yayınlanan üç albüm birbirinden oldukça farklı ama bu kontrol altında olduğu hissedilen bir gelişim içerisinde gerçekleşiyor. Şimdiye kadar hiçbirini dinlemeyenler için görsellik yoluyla anlatacak olursam, üçü de kapaklarının ilk bakışta verdiği hissiyatı yansıtırken, üçü de o seviyede birbirine benzemez işler olarak düşünülebilir. Ama vokallerini çıkaracak olsanız bile dinlediğinizde aynı grup olduğunu anlamanız hiç de zor olmayacaktır.

Aralarında en ayrıksı duran 2021 tarihli ilk albüm Holoceno, brutal ve scream vokallerin daha ağırlıkta olduğu ve yine Brezilyalı köklerinden beslense de tarzın sludge ve black metal’e daha yatkın durmasıyla grubun en sert halini yansıtıyor. Yapımı yedi yıl süren albümü grup üyeleri, “ekolojik kıyamet düşüncesinden ve tarih boyunca eşitsizlik ile şiddetin gölgesinde kalmış, zorlu ve kurak bir bölge olan Brezilya’nın Kuzeydoğusu’nun modernist edebiyatından ve bu gölgedeki Cangaço hareketinden ilham alan bir konsept çalışma” olarak tanımlıyor. Çiğ soundu, daha agresif geçişleryle ilk albüm olmanın tarifine uyan çalışma, bu haliyle bile olgunluğuyla dikkat çekiyor ve gruba belki de olabilecek en iyi başlangıçlardan birini sağlıyor. “Bu albümdeki tarzları daha iyiymiş aslında” diyenlere, Brezilya’dan bu sene gelen bir başka leziz albüm olan Kaatayra‘nın Caminhos de Água‘sını önerebilirim. Albümden öne çıkanları için de şu üç parçayı verebilirim:

İkinci albüm 2024 tarihli Lampião Rei‘de ise, ekstrem vokaller ve ritmler ise hala baki dururken, Brezilya havalarının sıklığının artmasıyla Bacamarte, Los Jaivas gibi klasik latin prog gruplarının izinden giden bir albüm hissi veriyor. Cangaço hareketinin hikayesine devam eden albüm, daha net bir anlatıyla “Efsanevi haydut lideri Virgulino Ferreira da Silva’nın, yani Lampião‘nun (1898-1938), doğumundan Brezilya’nın en korkulan adamı hâline yükselişine kadar geçen çalkantılı yaşam öyküsünü konu alıyor”.  Hikayenin düşüş ve idamla biten sonuysa ilerideki başka bir albüme ayrılmış. Lampião Rei, grubun gelişimini ve yükselişini devam ettirirken uluslararası biliniliğini arttırdı ve Portekizce çalıp söyleyen bir grubun ulaşması oldukça zor bir başarıya taşıdı. Öne çıkanları ise:

Yeniden ana konumuz olan üçüncü albüm Celestial‘a gelecek olursak, Lampião Rei ile başlayan klasik proglaşma eğiliminin burada artarak devam ettiğini söyleyebilirim. Müzikal açıdan Celestial, Papangu’nun şimdiye kadarki en renkli ve katmanlı çalışması olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, analog olarak kaydedilmesinin de verdiği etkiyle, öncekilere göre daha fazla ’70’lerin bağrından kopup gelmiş gibi duyuluyor. Tema olaraksa ilk iki albümün aksine bir konsepti takip etmek yerine Brezilya folkloru, batıl inançlar, mistisizm ve büyülü gerçekçilik ekseninde şekillenen bir anlatı sunuyor. Zaten ilk parçanın adı Mau-Olhado, Türkçe’de Nazar anlamına geliyor ve doğrudan kötü göz inancı ve korunma ritüellerini anlatıyor. Diğer parçalar da benzer biçimde folklorik ve sembolik anlatımlardan besleniyor.

Albümün en dikkat çeken parçalarından Taxidermia, moog melodisiyle yaptığı girişiyle ve aradaki Hammond org’un tek başına sürüklediği kısmıyla albümün ’70’lerden çıkma havasını en belirgin şekilde yansıtan anlardan bazılarını sunarken; bir anda giren scream vokallerle hala günümüzde olduğumuzu hatırlatıyor ve sert riff’ler ve beklenmedik geçişler sayesinde albümün en rahatsız edici ama aynı zamanda en etkileyici parçalarından biri olmayı başarıyor.

Kısa süresine rağmen albümünün merkezindeki parçalardan biri olan enstrümantal Celeste, sakin pasajlarla başlayıp, analog klavyeleri ve zengin armonileriyle giderek daha yoğun ve katmanlı bir yapıya bürünerek albümün en atmosferik ve duygusal anlarından biri olarak öne çıkıyor.

Adını Brezilya halk inançlarında kişiyi fiziksel ve ruhsal kötülüklere karşı koruduğuna inanılan bir ritüelden alan Fechamento de Corpo, buna yaraşır bir biçimde başlangıçtaki basit sentezleyici melodisini Brezilya folk müziğiyle ve latin caz’ıyla şekillendirip, sonrasında karanlık sulara dalıyor ve katmanlı klavyeleri, dinamik ritim değişimleri, uzun ve agresif gitar solosuyla albümün en karanlık ve mistik parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

Albümün müjdesini veren Calado (de Olho)’nun adı, kabaca Türkçe’de sessizce gözlenirken anlamına geliyor ve tahmin edebileceğiniz üzere başlangıçtaki nazar temasını derinleştiriyor. Brezilya pop’undan beslenen oynak ritimleri, saykedelik bölümlerle birleşitiriyor ve hiç olmayacakmış gibi duran bir tariften leziz bir ziyafet ortaya çıkarıyor. Ve tabii değme ekstrem metal gruplarına taş çıkaracak fnaliyle üzerine çileği de koymayı ihmal etmiyor 🙂

Papangu‘yu dinlerken hissedilen en güzel şeylerden biri, grubun bestelerini yaratırken, kaydederken veya sahnede icra ederken ne kadar eğlendiğinin müziğin her anına yansıması. Bu keyif size de geçiyorsa, sözlerinde ne dediklerini çok anlamamamızın bir önemi de kalmıyor. Dil baremi de böylelikle ortadan kalkmış oluyor 🙂 Bu üretme hevesini ve bu heyecanı korudukça böyle güçlü albümler çıkarmaya devam edeceklerini tahmin etmek hiç de güç değil. Umarız bir gün bir yerlerde bu keyfe biz de ortak oluruz.

Sözün özüne gelecek olursak, karşımızda üretmekten keyif duyan; her albümünde başkalaşan, gelişen ve bu sayede giderek büyüyen bir grup var. Hem bu seviyede heyecan veren, hem bu denli bir zenginlik içeren, hem dil baremine rağmen müziği sayesinde geniş bir dinleyici kitlesine hitap edebilen, hem de bunu üç albüm boyu devam ettirebilen yeni bir gruba en son ne zaman rastladığımızı kendi adıma hatırlamıyorum. Papangu ve Celestial bu nedenle bence oldukça kıymetli.

Not: Gruptan yapılan alıntılar bandcamp sayfalarından alınmışır. Link’ine üstteki bandcamp logosundan ve parça isimlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

9.5
9.5