Skip to content

Nuova Era – 20000 Leghe sotto i mari

Yayın Tarihi: 2025-02-28
Nuova Era - 20000 Leghe Sotto I Mari

Besteci Walter Pini ve grubu Nuova Era’nın 2025 yılının Şubat ayında yayımlanan ‘20000 Leghe Sotto i Mari’ albümü, dinleyiciyi denizlerin yirmi bin fersah altına götürüyor ve Jules Verne’in hayal gücüyle buluşturuyor. Pini’nin, “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” eserinden ilham alarak bestelediği bu albüm, hem Nuova Era’nın kariyerinde hem de Rock Progressivo Italiano türü içinde dikkat çekici bir dönüm noktası niteliğinde.

Albüm iki parçadan oluşuyor. Albümle aynı ismi taşıyan açılış parçası, 36 dakikalık süresiyle tam anlamıyla bir progresif rock klasiği olarak öne çıkıyor. İkinci parça ‘Nautilus‘ ise, Walter Pini’nin 17 yaşında bestelediği ve bugüne dek gün yüzüne çıkmamış bir eser olarak dinleyiciyle buluşuyor. ‘Nautilus’un, eserde Kaptan Nemo’nun gemisinin adı olduğunu hatırlatmakta ise fayda var.

Walter Pini, 1985 yılında Nuova Era’yı kuruyor ve 2025 itibarıyla grupla birlikte altı stüdyo albümüne imza atıyor. Farklı klavye türlerini bestecilik yeteneği ve güçlü melodileriyle harmanlayan Pini, Rock Progressivo Italiano için dikkate değer bir külliyat oluşturuyor. Öyle ki, 1995 tarihli ‘Il Passo del Soldato’ albümünde gitarist ve vokalist Alex Camaiti’nin yokluğunda yeni bir gitaristle çalışmak yerine, albümü bas gitar dışında gitar kullanmadan bestelemeyi tercih ediyor. Bir rock albümünün gitar olmadan da başarı elde edebileceğini kanıtlayan bu cesur karar, onun yaratıcılığını fazlasıyla ortaya koyuyor.

Walter Pini’den neler duyacağımıza dair motive edici bu girişten sonra, artık klavyeleri maviliklere sürüp denizlerin derinliklerine inebiliriz.


20.000 Leghe Sotto i Mari
Bölümler:
a) La Partenza – Yola Çıkış
b) La Caccia – Av
c) Smarrimento – Kayboluş
d) Capitan Nemo – Kaptan Nemo
e) Il Signore Delle Acque – Suların Efendisi
f) Mondi Misteriosi – Gizemli Dünyalar
g) Nel Profondo – Derinlerde
h) Prigionieri Dell’Abisso – Uçurumun Tutsakları

Şarkı, su sesleri ve dalga efektleriyle açılarak dinleyiciyi konseptin içine davet ediyor. Org yönelimli altyapısı ve marş benzeri ciddiyetiyle, denize dalışın ilk adımlarını atıyor.

Yaklaşık 7. dakikada ilk kez Alex Camaiti’nin vokallerini duyuyoruz. Bu noktada yüzeyden uzaklaşırken müzik, melodik olarak Akdeniz sıcaklığını koruyor, güneş hâlâ kendini hatırlatıyor. Kendimi Michelangelo Tepesi’nden Floransa’ya bakarken hissedebilirdim belki ama şu anda denizin birkaç fersah altındayız; yine de Toskana kırsallarının pastoral atmosferinden kaçamıyorsunuz.

14. dakikadan itibaren Alex Camaiti mikrofondan uzun bir süreliğine ayrılıyor ve liderliği Walter Pini’ye bırakıyor. Bu andan itibaren Pini’nin dahiyane beste gücü ve enstrüman çeşitliliği ön plana çıkıyor. 36 dakikalık yolculuğun en derinlerine inmeye başlıyoruz. Müzik giderek daha da yoğunlaşırken, dinleyici zaman zaman mağara tavanlarındaki hava ceplerinde nefeslenir gibi klavyeler arası kısa molalar veriyor, ardından tekrar dalışa geçiyor.

Elbette eserin sonuna dek olup biten her şeyi yorumlayıp aktarmak mümkün değil, zira dakika başına düşen müzikal yoğunluk epey etkileyici bir seviyede diyebiliriz. Haliyle, yirmi bin fersah aşağıda neler olduğunu keşfetmeyi sizlere bırakıyorum.

Eserin son birkaç dakikasında, yüzeye doğru yükseliş başlıyor. Bu yükseliş boyunca enstrümanların sıralı geçişi, dinleyiciyi duygusal bir vedaya hazırlıyor. Son saniyelerde ise tempo hızlanıyor, enstrümanlar çığrından çıkıyor; adeta vurgun yemiş gibi hissediyoruz. Müzik sarsıcı bir finale ulaşıyor. Ve son: Gökyüzüne hoş geldiniz.


Nautilus
Albümün plak versiyonunda yer almayan, yalnızca CD baskısına eklenen ‘Nautilus’, yönelimin klavyelerden gitara geçtiği bir parça olarak karşımıza çıkıyor. Şarkının tam ortasında icra edilen gitar solosu, dinleyiciye “Steve Hackett, yine mi bir albüme konuk oldun?” dedirtecek kadar spektral bir tınıya ve niteliğe sahip. 36 dakikalık uzun bir yolculuktan sonra 16 dakikalık bir şarkı kısa gibi görünse de bu şarkının da bizlere anlatacağı çok fazla hikâye var.

Nuova Era, 40 yıllık tarihinde “Magnum Opus olarak nitelendirilebilecek bir yapıt ortaya koyuyor. Albüm, bir klavye enstrüman spektrumunun en geniş hâliyle dinleyiciye sunuluyor. Kimimiz çocukken Yeşilçam filmlerinde duyduğu analog moog tınıları ile gözünü dünyaya açarken; kimimiz bir sokak düğününde yankılanan pipe organ presetleriyle büyümüştür. Belki de bazılarımız, retro bir video oyununda çalan elektronik piyano seslerinin içerisinde hatıra depoluyordur. Albümün içerisinde herkesin sevdiği ve tanıdığı tarzda tınılar bulacağını söylemek mümkün. Bu tınılarla Walter Pini ve Nuova Era grubunun hikâyelerini dinlemenin, her müziksever için keyifli bir 52 dakikaya dönüşeceğine inanıyorum.

9.5

Öne çıkanlar:

20000 Leghe sotto i mari 😊

9.5

Öne çıkanlar:

20000 Leghe sotto i mari 😊