İngiliz grup Ihlo, 2019’da ‘Union‘la yaptığı çıkışla ses getirmeyi ve adını geleceği parlak olarak gösterilen grupların arasına yazdırmayı başarmıştı. Haliyle de bir sonraki adımları merakla beklenmeye başlanmıştı. Aslında aradaki dönemde verdikleri konserler ve katıldıkları festivaller bakımından aktif sayılabilecek grubun, muhtemelen plak şirketinden kaynaklı sebeplerle ikinci albümünün yayınlanması gecikmiş oldu ve bu dönemi, sadece birisi EP olan üç canlı kayıt yayınlayarak geçirdiler. Ben de bu kayıtlardan üçüncüsüne ev sahipliği yapan, 2023’teki ProgPower festivalinde grubu yakalama ve sahnedeki etkileyiciliklerine şahit olma fırsatı buldum. Sonrasındaysa peşi sıra türün önemli yapım şirketlerinden KScope’la anlaşmalarının, ‘Union‘un yeniden elden geçirilmiş halinin yayınlanmasının, altı yıldır beklenen ikinci albüm ‘Legacy‘nin duyurulmasının ve nihayet albümün yayınlanmasının haberleri geldi.
Detaylı incelemeden önce “‘Legacy‘ bu uzun bekleyiş sonrası oluşan beklentiyi karşılıyor mu?” sorusuna cevap verecek olursam, kesinlikle “evet” derim. Fakat küçük bir “ama” eklemesiyle. Dilerseniz parçaları incelemeye sırasıyla değil de bu “ama”nın cevabını vererek başlayalım ki sonrasında albümü ve grubu doya doya övebileyim.
Albümün yayınlanacağı duyurusuyla beraber arka arkaya gelen ‘Replica‘ ve ‘Empire‘ teklilerini dinleyince, hayli alışık olduğumuz ve pek çok hayranı olduğumuz grupla aramıza kara kedi girmesine yol açan “güzel ama eski ışıkları yok” hissini yarattı. En azından benim üzerimdeki etkileri buydu. Hele ki bu iki parçanın albümdeki sıralamalarına bakıp 2 ve 4 gibi başköşe sayılabilecek yerleri tuttuklarını görünce, diğer parçalardan da endişe edip ufaktan bir “eyvah” duygusu da yerleşmeye başladı. Zira bu iki parça aralarına yerleşmiş ‘Source‘u da üçüncü ortak alıp, baştan sona albümü dinleme deneyimi sırasında albümün müthiş ve komplike bir başlangıcı ‘Wraith’in etkisini hafifletiyorlar.
Girişte bahsederken kastettiğim bu ufak “ama” kısmını atlattıktan sonraysa, intro statüsünde sayılabilecek ‘Storm‘la sanki yeni bir albüme başlangıç veriliyor. Ardındansa albümün üçüncü teklisi olarak ‘oh be’ çektiren ‘Empire‘ burada da görevini layıkıyla yerine getiriyor. Bu parça boyunca dinleyenin enerjisini ustaca yükselten grup, ‘Signals‘la da yumuşak bir iniş yaptırıyor. Bu iki parça arasındaki bölümde grubun tempo ve duygu ayarlamaları gerçekten de ustalık seviyesinde. Albüm zirvesiniyse bana göre en başta yapayalnız kalan ‘Wraith‘le beraber ‘Cenotaph‘ta yaşıyor.
İşte sadece bu kısımdan oluşacak, aralarda bir yerlerde de ‘Wraith‘i kıstıracak daha kompakt bir ‘Legacy‘ muhtemelen geçen seneki Caligula’s Horse albümü ‘Charcoal Grace‘e benzer bir etkiyle adını yılın en tepelerinde bir yerlere yazdırabilirdi. Bu arada yanlış anlaşılmasın, kalan üç parça da kesinlikle kötü diyemem ama 68 dk. gibi bir albüm için uzun sayılabilecek bir sürede bu gibi bir düşüş dinleme kefini ufaktan zedeleyebiliyor. Hele ki bu parçalardan ikisi albümün habercileriyse. Keşke grup, 6 yılda ellerinde biriken materyallerin bu kısmına kıyabilseydi.
Toplamdaysa ‘Legacy‘ için senenin önemli deneyimlerinden biri olarak hâlâ sapasağlam durup, Ihlo’yu ileriye taşıyacak ve aradan geçen altı yılda gelen olgunlaşmayla beraber ışıltısını korumasını sağlayacak önemli bir adım olduğu söylenebilir. Bir sonraki adımlarını, ‘Union’da olduğu gibi şimdiden merak etmeye başladık bile. Umarım bu sefer bu kadar fazla bekletmezler.
- Wraith
- Mute
- Cenotaph
- Legacy
- Signals
- Wraith
- Mute
- Cenotaph
- Legacy
- Signals

