Skip to content

Din Of Celestial Birds - Takeoffs & Landings

Yayın Tarihi: 2026-08-07
collage_export_D2925A89-F4E0-4049-B5A6-7CC95433748D

Bir şarkıyı ilk kez duyup, bir grubu ilk kez keşfederken “Bu neymiş böyle?” diyerek merakla ilk şarkıyı geride bırakıp albümün tamamını dinlemeye karar verdiğimiz o an, çoğu zaman bizi yeni bir dünyanın beklediğini düşünmeyiz. Ancak bazen daldığımız suyun sandığımızdan çok daha derin olduğunu fark etmek gibidir bu. Her katmanında bambaşka bir evrene açılan, ilk anda kendini açıkça ele vermeyen, sürprizlerle dolu, keşfettikçe büyüyen ve her dinleyişte başka bir ayrıntısını fark ettiren bir yapıta denk gelmek, düzenli müzik dinleyen biri için şüphesiz büyük ve mutluluk verici bir hadisedir.

Din of the Celestial Birds’ü ikinci ve son albümü Takeoffs & Landings ile tanımak kendi adıma bu yılki en güzel fark edişlerden biriydi. Bir post-rock konsept albüm olarak yolculuk ve hayatın akışı konularını merkeze alan çalışma, bir sohbeti andıran kimi zaman hafif bir arpejle kimi zaman (genelde şarkı sonlarında) kreşendolarla bir öyküyü dinlermiş hissi yaratıyor.

Bir yolculuğun başlamasını andıran heyecan patlamasıyla, albümle aynı adı taşıyan Takeoffs & Landings ile açılış yapması, daha ilk andan itibaren merak ve heyecan duygusunu yükseltiyor.

Ardından gelen Marmoris ise Latince’de “denizin parıldayan yüzeyi” anlamına gelen bu isimle de uyumlu bir şekilde huzurlu ve şefkat dolu bir sığınak hissi yaratıyor. Albümün en sakin, yumuşak ve huzur veren parçalarından biri olan Marmoris, ilk şarkının yarattığı hareketliliğin ardından dinleyiciye nefes alabileceği bir alan açıyor.

Bu iki şarkının peş peşe gelişi, albümün atmosferini daha ilk dakikalardan zihnimize yerleştiriyor ve bize gerçekten de iyi kurgulanmış bir post-rock albümü dinlediğimizi hissettiriyor.

Daha sonra From This Summit We Can See The Heavens & Stars ile yolculuğumuzun zirve anlarından birini yaşıyoruz. Şiirsel bir intro ile büyüleyici bir atmosfer yaratan, grubun üç gitarlı olmasının en çok fark edildiği anlardan biri ve şarkının sonuna doğru duygu yoğunluğunu bir hayli artıran bir finale şahit oluyoruz.

When Suddenly ile devam eden albüm sert bir başlangıç yaparak bizi etkisi altına alıyor. Bas gitarın ve synthlerin ön plana çıktığı şarkı belki de albümün en atmosferik şarkılarından biri…

You Are My Temple ve Migratory Patterns ile birlikte albüm giderek daha enerjik bir karaktere bürünüyor. Bir kuş göçünü andıran, dur durak bilmeyen bu hareketlilik albüm boyunca korunuyor ve finalde de aynı yüksek enerjiyle etkileyici bir şekilde son buluyor.

I Hope That Road Leads Somewhere Beautiful, Somewhere You Belong, beni en çok etkileyen şarkılardan biri, şüphesiz. İsminin taşıdığı ağırlığın altından son derece başarılı bir şekilde kalkan ve anlattığı hikâyeyi güçlü bir biçimde sona ulaştıran parçalardan biri olması, onu benim için ayrıca değerli kılıyor.

Albümün son şarkısı Second Star to the Right, and Straight on ’Til Morning ise, anlatılan öykünün noktalandığı güçlü bir final niteliğinde. Şarkı, albümün bu başarılı hikâyenin sonuna geldiğimizi hissettirirken, finalindeki yükselen yoğunluk ile birlikte dinleyicide “ne harika bir albüm dinledik” duygusu bırakan, son derece etkileyici ve görkemli bir kapanışa dönüşüyor.

Albüm benim için uzun yıllar boyunca dinlenmeye, konuşulmaya ve hatırlanmaya devam edecek.

Not: Albümü keşfetmeme vesile olan D.’ye teşekkürlerimle…