Devin Townsend gibi üretken bir müzisyen, 25 geçkin albümden sonra ilk defa bir albüm için “hayatımın çalışması” tanımını kullanıyorsa bunu ciddiye alıp, o albüme haketttiği özeni vermek gerekir, ki ben de öyle yaptım 🙂 Doğrusunu söylemek gerekirse bunu yapmak kolay olmadı, zira yaptığı müziğin farklılığını ve çok sesliliğini her zaman takdirle karşılasam da hiçbir zaman büyük bir Devin Townsend hayranı olmadım. Ne de olsa kabul etmek gerekir ki yaptığı müzikle bağ kurmak hiçbir zaman kolay olmamıştır. Parçaları ne keyifli anınıza ne de hüznünüze ortak olur. Zaten bence böyle bir amacı da hiçbir zaman olmamıştır. Ancak ortaya çıkardığı işlere hayranlık duyarak bağ kurmak mümkün oluyor. O da bu kadar sık üretim olunca hepsi için yaşadığınız bir duygu olamıyor. Hele ki bu kez eldeki albüm olan The Moth bir kısmı geçişlerden ve bir de dört dakikalık mola parçasından oluşan, toplam süresi 80 dakikaya yakın 24 parçadan oluşunca iş iyice zorlaşıyor tabii.
Fakat – buraya kadar gelip, okumaya pes etmeye niyetlenenlerin dikkatini çekmek üzere özellikle kalın harflerle – belirtmek isterim ki tüm bu yukarıdaki nedenlerden ötürü albümün içine girmesi zor olsa da karşılığında alınan sonuç kesinlikle buna değiyor. Yani yazının keyifli tarafı şimdi başlıyor 🙂
Öncelikle “hayatımın çalışması” iddiasının altını doldurmakla başlayacak olursak, bir kere bu albümün haberinin ilk yayılması bundan on sene öncesine dayanıyor. Yani ortada uzun ve altı stüdyo albümünün aradan çıkarıldığı bir süreç ve büyük bir emek var. Üstüne bir de sadece adı rock opera olsun diye yapılmamış bir iş olduğunu söylemek lazım. Rock operalar arasında belki de en zengin kadrolarının biriyle kaydedilen albüme, Jukka Iisakkila‘nın şefliğindeki 70 kişilik Kuzey Hollanda Orkestrası ve 65 kişilik bir koro eşlik ediyor. Ayrıca belirtmek gerekir ki, The Moth‘un orkestrasyonunu yaratmak için Townsend kendini detaylı bir müzikal kompozisyon eğitiminden geçirmiş.
Albümde yer alan müzisyenlerin isimleri de bahsetmeden geçilemeyecek kadar büyük. Bir kere Devin Townsend‘in kadrolu konuğu Anneke Van Giersbergen, kendi solo EP serisi ve The Gathering toplaşması sebebiyle hayli yoğun olsa da desteğini yine esirgememiş ve yine sesiyle ışıl ışıl parlamış. Anneke – Devin ortaklığı için “zaten alışmıştık, bunda ne var ki” diyerek etkilenmemiş gibi görünmek isterseniz, sizi bekleyen bir başka güzel ses daha var. Son dönemin Çin’den yükselen yıldızı OU‘nun vokalisti Lynn Wu da albümde yer alıyor ve hiç de Anneke‘den altta kalır bir performans sergilemiyor. Böylelikle kendine has bir ses rengine sahip Wu için yapılan övgülerin hiç de yersiz olmadığı bir kez de The Moth sayesinde ispatlanmış oluyor. Zaten solo işlerini severek takip ettiğimiz, üzerine BEAT ile gönlümüzü bir kez daha fetheden Steve Vai de konuk kadrosuna adını yazdıranlardan. Albümün çekirdek kadrosu ise gitarda Mike Keneally (Frank Zappa), davulda Darby Todd (Jordan Rudess, The Darkness), ve bas gitarda James Leach‘den (Sikth) oluşuyor. Böyle bir kadronun, orkestranın ve koronun elinden çıkacak işin düşük seviyede çıkması zaten beklenemezdi.
Sonuç olarak zaten mükemmelliyetçiliğiyle tanıdığımız bir müzisyenin bu sefer üzerine neredeyse kafayı kırma seviyesinde titizlendiği bir iş var ortada.
“Bu bir rock opera olduğuna göre bir hikaye anlatması lazım, o hikaye ne ola ki?” sorusunun cevabı ise anlatması en zor kısım. Çünkü, ortada elbette konsepti oluşturan bir hikaye var; ama bunun Townsend‘in kendinden epeyce bir şeyler kattığı allegorik bir hikaye olmasından kaynaklı olarak ne anlattığı epey muğlak. Tek cümlede özetlemek gerekirse, albümde güvenin (The Moth) ışığa çekilerek yok olma riskini göze almasından yola çıkarak, ana kahraman olan The Hero With A Thousand Faces‘ın doğumundan ölümüne tüm hayatı ve geçirdiği tecrübeleriyle kişiliğinin gelişimi anlatılıyor.
The Moth‘un kendi hayat hikayesinden kapalı alıntılar içerdiği düşünülünce, albümün kapağının sade bir tasarımla Devin Townsend‘in portresinden oluşması boşuna değil. Ancak kapağın altı hiç de öyle değilmiş. Fiziksel kopyaların iç kısımında yer alan hayli provokatif görseller hikayeye dair ipuçları veriyor.
Biraz donuk bulduğum Semi-prologue açılışı ile başlayayazan albümdeki 24 parça içerisinden favorileri seçmekse hayli zor. Ne de olsa ortada birbirini tamamlayarak büyük hikayeye hizmet eden kısa kısa bölümler var.
Ancak bu bölümler arasında hem Anneke Van Giersbergen‘in, hem de Lynn Wu’nun zirve performanslarını sergilediği Covered by Causes kesinlikle albümün zirve noktası. Albümün ikinci zirve yaptığı yer ise farklı şekillerde tekrar edilen ana melodiyi sahiplenebilecek Orion olmuş. Albümün başladığını giriş parçasına nazaran daha çok hissettiren gümbür gümbür War Beyond Worlds de dikkat edilesi parçalar arasında. Bu parçaya benzer bir his veren diğer iki sıkı parçaysa kesinlikle Prepare to War & The Big Snit. Zaten Townsend‘in bu iki parçayı önceden bir paket halinde yayınlaması bence boşuna değil. Stained Hearts ise albümün ana hikayesinin kapanışı sayılabilir ve bu görevi ziyadesiyle başarılı bir şekilde yerine getiriyor. Diğer tekliler Enter the City ve Home at Night’ı bu parçalar kadar güçlü bulduğumu söyleyemem. Interlude ise operayı canlı izlerken belki bir anlam kazanabilir ama albümde biraz zaman kaybı gibi duyuluyor. Stained Hearts kapanışı sonrası gelen son iki parçadan We Don’t Deserve Dogs da özellikle bahsedilmesi gereken bir parça. Zira Devin Townsend tüm operanın bestesini yani onca yılın emeğini tamamladığı sırada yanında sadece köpeği varmış ve bu parçayı o anda köpeğin gözünde hissettiği şefkat dolu bakışlardan etkilenerek yazmış.
Albümün bir de orkestranın ön planda duyulduğu bir The Afterlife versiyonu mevcut. Ancak bu versiyonu vokallerin ve özellikle gitar sololarının etkisi kaybolduğu için çok tutmadım ve Devin Townsend neden bu halini paylaşma ihtiyacı duymuş pek anlamadım ve bir kere bile baştan sona dinleyemedim. Muhtemelen on yılı bulan yazım sürecindeki emeğini ön plana çıkarmak için bu yolu tercih etmiştir. “Emeğe saygı”
Son söz olarak bu denli emek harcanmış bir iş kesinlikle dinlenilmek için de bir emeğe ihtiyaç duyuyor ama bunun karşılığında alınan ödülün de büyük olduğu muhakkak. Üzerimize albümlerin yağdığı bu devirde dinleyip geçme tercihini kullananlardansanız The Moth elbette ki size hitap etmeyecektir. Ancak bu aralar birine tekrarlı dinleme şansı verecekseniz, o albüm bu albümdür diyebilirim!
- War Beyond Worlds
- Covered by Causes
- Orion
- Prepare to War
- The Big Snit
- Stained Hearts
- War Beyond Worlds
- Covered by Causes
- Orion
- Prepare to War
- The Big Snit
- Stained Hearts

