Okült ve korku temalarını hem müziklerine hem de sahne performanslarına yansıtan gotik metal grubu Deathless Legacy, son albümleri olan Damnatio Aeterna ile bizi karanlık ve ebedi bir ayine davet ediyor.
Albüm, yine bu isme sahip olan bir parça ile başlıyor ve bu parça, dinlerken kendimizi nasıl bir ruh halinde bulacağımızı anlatıyor. O gizemli, karanlık ve mistik denebilecek atmosferle bizi karşılıyor.
Albümün bütününü ele alırken iki başlığa odaklanıyorum genellikle: teknik kısmı ve bende uyandırdığı hisler.
Albüme Teknik Bakış
Deathless Legacy’nin müziği Ghost şarkılarını anımsattı ancak Steva’nın kendine özgün ses rengi ve tarzı bu benzerliği ortadan kaldırıyor. Sesindeki rasp/kirlilik ve belki alto diyebileceğimiz bir ses rengine sahip olması da oldukça hoş duyuluyor ve gotik metal dediğimizde aklımıza gelen tiz-operatik kadın vokallerden kendini ayırmış oluyor.
Synth’ler fazlasıyla ön planda kullanılmış, bunun sebebi gotik-korku hissini yansıtmak fakat bunu bu kadar fazla kullanmaları bir süre sonra kolaya kaçmaya evrilmiş. Başka türlü bu hissi dinleyenlerde oluşturmak için gitarlarda bu hissi verebilecek tarzda sololar, disonans akorlar, riffler vs. yazılabilirdi; synth kullanılacaksa, korku temasında duymaya alışık olmadığımız sesler kullanılabilirdi; ekstrem vokal teknikleri kullanılarak daha katmanlı bir derinliğe ulaştırılabilirdi.
Bass gitarlar ve prodüksiyon, albümün dinleme deneyimini oldukça keyifli kılıyor. Bu enstrümental başarıya rağmen şarkıların çoğu alışık olduğumuz strüktürde olması (iki verse-chorus, bridge-nakarat) albümdeki bazı şarkıların birbirinin tekrarı gibi duyulmasına neden oluyor. Bu korunarak farklılıklar synth ile oluşturulmuş. Bu farklılıkları oluşturan synth kısımları yerine şarkıların gidişatını alışık olmadığımız bir yapıda sunabilirlerdi.
Bu albümde en çok beğendiğim iki şarkı: Get On Your Knees ve Sanctified oldu:
Get On Your Knees: Şarkıya giriş yavaş yavaş enstrümanların eklenmesiyle başlıyor, nakaratta da arkada bir piyano sesi eşlik ediyor. Bu albümde duymaya alışık olduğumuz strüktürün aksine ilk nakarattan sonra bir gitar solosu duyuyoruz ve sonra bir synth solosu geliyor. Bu şarkıda duyulan blues esintileri de gotikle o kadar güzel harmanlanmış ki sakin ve hoş bir şekilde kendisini dinletmeyi başarıyor. Şarkı başladığı formda bitiyor; yavaşça yükseliyor, sonra da yavaşça sessizleşiyor.
Sanctified: Sakin bir girişi var, nakaratta ise o üzücü duygu daha yoğun hissettirilmiş yüksek notalarla ve vokaldeki kirlilikle. Ancak bu parça albümden biraz bağımsız tarzda bir şarkı olmuş. Albüm boyunca dinlerken fark ettiğim gotik-korku temasından uzaklaşılmış bu parçada.
Albümün Bende Hissettirdikleri
Bir gece şatosundan kaçmış asi, vampir bir prenses gibi hissettim bazı şarkıları dinlerken; bazılarını dinlerken ise The Craft filmindeki Nancy karakteri gibi hırçın, tehlikeli ve kontrolü kaybetmiş bir cadı gibi. Nancy, arkadaşı Sarah’nın ezoterik güçlerini o kadar kıskanmıştı ki diğer iki cadı arkadaşıyla uçarak Sarah’yı kovalayıp onu korkutarak rahatsız etmeye çalışmışlardı. Normalde izlediklerimi ve okuduklarımı zor hatırlayan ben, bu sahneyi tüm detaylarıyla hatırladım albümü dinlerken ve kendimi o sahnenin içindeki karakterlerden biri gibi hissettim.
İzlediğim diğer witchcraft/korku/ezoterik temalarını işleyen filmleri ve bu temaları işleyen kitapları düşündüğümde gotik tarzda olan karakterlerin de birbirinden ayrıştığını fark ettim. Mesela bahsettiğim kesinlikle The Love Witch filmindeki Elaine karakteri veya Addams Family‘den Morticia sakinliği değil. Bu albümün hırçın enerjisinin yanında pasif agresif kalıyor bu karakterler.
Başta Elvira bu albümü yansıtabilir sanmıştım albümün tamamını dinlemeden önce ama tamamını dinleyince onun eğlenceli dünyasından uzaklaştığımızı düşündüm. Hard-rock tarzını daha çok yakıştırıyorum Elvira’ya, o her ne kadar gotik bir görünüme sahip olsa da.
Okuduğum gotik kitaplardan biri olan Sheridan Le Fanu’nun Carmilla, albümün anlattığı o tekinsizliğe ve avcı içgüdüsüne de çok yakın duruyor.
Sonuç olarak Deathless Legacy bize Morticia’nın asaletini değil, Nancy’nin kaotik hırsını vaat ediyor. Eğer siz de pasif-agresif bir gotiklikten ziyade, gece şatosundan kaçan bir prensesin ya da delirmiş bir cadının hırçın ruhuna eşlik etmek isterseniz, bu ebedi ayinde kendinize bir yer bulabilirsiniz.
- Get On Your Knees
- Sanctified
- Get On Your Knees
- Sanctified

