Teknik thrash metalin kitabını yazan, birçok grubu/müzisyeni yıllar içerisinde etkileyen kült grup Coroner, tam 32 yıl sonra yeni albümleri ‘Dissonance Theory’ ile geri döndü. Bu kadar yıl sonra gelecek albüm hayranları için heyecan uyandırsa da, yıllardır aktif olmayan kendine has bir gruptan nasıl bir albüm geleceği büyük bir merak konusuydu.
Albümü konuşalım, ancak önce grubun evveliyatına ufak bir göz atalım istiyorum. Bunu istememin bir nedeni var; Coroner’ın büyük bir grup olduğu bir kesim tarafından bilinse de, günümüzde underrated kalan bir tarafı da var. Bir kişi bile kazansak kârdır diyerek başlayalım bakalım.
Ron Broder (bas/vokal), Tommy Vetterli (gitar), Marky Edelmann (davul)’dan oluşan İsviçreli trio grup, ilk albümleri ‘R.I.P’i 1987 yılında yayınladı. 1993 yılında yayınladıkları ‘Grin’e kadar kısa zamanda beş muhteşem albüme imza attılar. Metal camiasına hızlı bir şekilde girmişken, ‘Grin’ sonrası dağılma kararı almaları üzücü olmuştu. Yapım şirketleri Noise Records ile anlaşmaları gereği son bir derleme albüm yapıp ara ara festivallerde boy gösterdiler.
Beş muhteşem albüm dedim, neden muhteşem biraz da bunu konuşalım. Girizgâhta Coroner için yapılan teknik thrash metal tanımlaması genel çerçeveden bakıldığında çok doğru, ancak Coroner albümlerinde death-heavy metal, progressive, blues, psychedelic (özellikle ‘Grin’ albümünde) ögeler görmemiz mümkün. Bu haliyle bile dönemine göre özgün olduğu gerçeği yadsınamaz. Onlar için çeşitli yerlerde geçen Tech/Extreme Prog Metal başlığı daha anlamlı duruyor sanki. Şarkılarında sıklıkla araya giren inanılmaz iyi yazılmış riff’leri (daha çok ‘Punishment for Decadence’ ve ‘No More Color’ albümlerinde) duyduğunuzda geriye alıp tekrar tekrar dinleme isteğiyle dolup taşarsınız. Şarkı sözlerinde temalar değişse de edebi tarafı oldukça yüksek. Coroner’ın yaratıcılığı teknik becerileri ile birleşince ortaya bu beş kayda değer albüm çıkmış oldu.
Gelelim 32 yıl aradan sonra gelen ‘Dissonance Theory’ albümüne. Grubun ilk beş albümde kadro hiç değişmemişti, ancak davulcuları Marky Edelmann’ın ayrılması ile yeni albümlerinde Diego Rapacchietti’nin zillerine kulak veriyoruz.
Yazının sonunda söylenecek cümleyi hemen kurmak istiyorum; Coroner kıskanılacak derecede taş gibi bir albümle geri döndü! Adeta bir özüne saygı duruşu niteliğinde. Albümü dinlerken oldschool havalarını duymak eminim sadık dinleyicilerini mutlu etmiştir. Özünden bir şey kaybetmeden şarkılarına modern sound’u yedirmiş, “Buyrun, yıllar sonra bizden bu çıktı” demişlerdir. Yayınlanan ilk iki tekli ‘Renewal’ ve ‘Symmetry’ albümle ilgili az çok fikir verse de, içindeki diğer cevherlere kavuştuktan sonra grubun önünde saygıyla eğilme isteğim uyandı. Albümün bir dakika süren karanlık introsu sizi tasarladıkları atmosferine almaya hazırlıyor, hemen arkasından gelen ikinci şarkıları ‘Consequence’ ile makinelerin dişlileri hızlı bir ivme kazandığında Coroner’ı ne kadar özlediğinizi anlıyorsunuz. Yine riff cennetiyle dolu bir albüm; bu yönüyle üçüncü şarkıları ‘Sacrificial Lamb’ çok ama çok şenlikli. Gruba sonradan katılmasına rağmen Marky’yi hiç aratmayan 57 yaşındaki Diego’nun davuluna dokunduğu her an mest edici, bas ile kesiştiği anlara ise kelime bulamıyorum.
Velhasıl, Coroner ruhu hâlâ en iyi şekilde kulaklarımızda gezebiliyor; müzikseverler için ne büyük bir şans.
- Sacrificial Lamb
- Transparent Eye
- Consequence
- Sacrificial Lamb
- Transparent Eye
- Consequence

