Skip to content

A Thousand Allies – Between the Future and Time

Yayın Tarihi: 2026-01-09
A Thousand Allies – Between the Future and Time

Türk Rock ve Metal camiasının kanayan yarası, “ah ulan, keşke az daha bilinseler, dinlenseler” denilecek grup kontenjanından A Thousand Allies’ın ikinci albümü Between the Future and Time, 9 Ocak’ta yayınlanıyor. Bir süredir grupla vakit geçirdiğimizden mütevellit bu incelemeyi hazırlamayı kendime vazife sayıyorum, Çanakkale’li üçlünün yeni albümünün çıkışını dört gözle bekleyen birisi olarak oldukça hevesli olduğumu dile getirmeliyim. Zira Between the Future and Time grubun deneysel yönünü yitirmeden, aksine cilalayarak geliştirdiği, çok sesli ve ilk dinleyişte bile dinleyiciyi yakalamayı başaran olağanüstü bir albüm, nitekim üzerine az da olsa konuşulması gerektiğini düşünüyorum.

Çanakkale’nin bağrından kopup gelen ve oldukça lokal kalmış bir grup esasında, A Thousand Allies. Vokalde ve lead gitarda Berkay Gülünay, bateride Erkan Cingöz ve bas gitarda da Taha Ören’den mürekkep grup, her ne kadar giyimiyle kuşamıyla Mikael Åkerfeldt’ten esinlendiğini pek de gizlemeye çalışmayan Berkay Gülünay’ın etrafında dönüyor gibi görünse de, bir “prog-metal” grubu olmanın gerektirdiği müzikalite ve yeteneğe de her bir üyesi haiz. 2016’da Gülünay’ın kurduğu ekip, günümüze kadar grubun çeşitli üyelerinin ayrılıp yerlerinin doldurulmasıyla şekil aldı ve zamanla evrimleşti. 2021’de ise ilk debut’unu 12 buçuk dakikalık Chaos Control ve hemen ardından peşi sıra gelen So Long The One ile yaparak sesini duyurmaya başlayan grup, 2024 yılında çıkardığı, kendi vatanından ve değerlerinden sürgün edilmiş bir elçinin hikayesi etrafında dönen ilk konsept albümü Abandoned Messenger ile çıkış yaptı. Yakın zamanda Metallica’nın Get The Load Out yarışması için hazırladığı The Outlaw Torn cover’ı ile yarışmayı jüri notuyla kazanan grup, çıkaracak olduğu son albümün hemen öncesinde de tekrardan gözleri üzerine çekmiş oldu. Abandoned Messenger’ın mirasını sürdüren ikinci albümü Between the Future and Time ise, terk edilmiş elçinin öyküsüne kaldığı yerden devam ediyor.

Double LP olarak piyasaya çıkacak olan albümün prodüksiyonu ve mix’ini de yine Berkay Gülünay üstlenmiş. Optimal Blackout adlı dört dakikalık uzunluğuyla oldukça cömert kaçabilecek, lakin grup standartlarına göre de bir o denli kısa kalan bir introyla açılan albüm, peşi sıra gelen Tragedy Fusion ile dinleyiciyi tam on ikiden yakalıyor. Oldukça tempolu ve kulakları dolduran bir yapısı olan Tragedy Fusion‘un, ki bana kalırsa albümdeki en güçlü iki parçadan birisi, en dikkat çekici yanı ise parçanın başından itibaren dinleyiciyi alıp götüren akorlar ve parça boyunca gözlemlenebilecek brutal ve clean vokaller arasındaki pürüzsüz geçişler. Ardından gelen Sacred Artifacts of Old Man Pt. III: Wake Up, ise grubun progresif geleneğinin ve hikaye anlatımının en üst mertebelerinden birisi olarak oldukça merak uyandırıcı. Abandoned Messenger‘ın son parçası Divined Trespass‘ın tam da bıraktığı noktadan başlayan parça, bir önceki albümde yer alan partların öfkesini senfonik melodisiyle harmanlamış. Sonrasında gelen Last Time ve Euphoria gibi iki ağır topun ardından albümün kendisiyle aynı isimdeki teknik zirvesi bizi karşılıyor: Between the Future and Time, yirmi dakikalık olağanüstü bir progessive suite. Opeth ve Porcupine Tree esintilerini iliklerinize değin hissedebildiğiniz bu parçanın tekinsiz tınısını özellikle Steven Wilson’un Raider II‘suyla karşılaştırmayı seviyorum. Progresif metalin her iki kanadının da başarılı bir sentezi niteliğinde, progresif suite’lerden ve uzun maratonlardan zevk alan bünyeler için es geçilmemesi gereken bir destan.

Albümün öteki yüzünde ise yetmez diyenler için dört farklı parça daha bizi bekliyor. Grubun diskografisindeki ilk Türkçe parçalar olan Olan Oldu ve Özlenilmiş Çaresizlik, Live and Learn ve I Am… All of Me olmak üzere iki Crush 40 cover’ı ile beraber albümü kapatıyor.

Sonuç olarak Between the Future and Time, grubun deneyselliğinden taviz vermeden teknik sınırları nasıl zorlayabileceğine dair vermiş olduğu başarılı bir sınav olan ve progresif seven dimağların bir kez olsun şans vermesi gereken nitelikli bir albüm. 9 Ocak’ta (bu metnin paylaşıldığı günden iki gün sonra) yayınlanacak olan albümün hemen öncesinde geçtiğimiz sene Olan Oldu için hazırladığımız müzik klibi yayınlandı ve hiç de fena olmayan bir ivme yakaladı. Naçizane tavsiyem ise albümün çıkışının hemen ardından dinleyip notunuzu verdikten sonra bir kulağınızın A Thousand Allies‘ta olması yönünde, nitekim yakında bir turne duyurusunda bulunmaları muhtemel olan grup yaşadığınız şehre de uğrayabilir. İşbu yaşanacak olursa konserinde bir gözünüz grubun basçısı Taha Ören’de olsun, genç yaşına rağmen oldukça dikkat çekici olduğunu söylemeliyim.

Olan Oldu için hazırladığımız klibi şu linkten izleyebilirsiniz:

9.0

Öne çıkanlar:

  • Tragedy Fusion
  • Sacred Artifacts of Old Man Pt. III: Wake Up
  • Between the Future and Time
9.0

Öne çıkanlar:

  • Tragedy Fusion
  • Sacred Artifacts of Old Man Pt. III: Wake Up
  • Between the Future and Time