Skip to content

Karnivool @ Wiesbaden

Konser Tarihi: 2026-04-29
Konser Alanı: Schlachthof
Karnivool @ Wiesbaden

On üç yıl aradan sonra In Verses albümüyle güçlü bir dönüş yapan Avustralyalı progresif metal devi Karnivool’un Mart ayında Avrupa turnesini açıklaması, sevenlerinde büyük bir heyecan yaratmıştı. Ben de hemen biletimi almış ve üç ay süren sabırsız bekleyişin ardından o büyük günün gelmesini beklemiştim.

Mainz’dan konserin yapılacağı Wiesbaden şehrine giden 6 numaralı otobüste yerimi aldım. Kırk dakikalık yolculuğun ardından konser mekânına en yakın olan durakta indim. Konser mekânı Schlachthof, yani eski bir kesimhane, daha sonra kültür ve sanat organizasyonları için dönüştürülmüş ve 40 yıla yakın bu yönde hizmet veren yaklaşık iki bin kişilik haliyle bölgenin önemli etkinlik alanlarından biri haline gelmiş.

Konser için mekânın girişinde oluşmaya başlayan sırada yerimi aldığımda önümde sadece on kişi vardı. Kapıların açılmasıyla en öndeki yerimi aldım ve beklemeye başladım.

Sahneye Karnivool öncesi çıkan ve bizleri ısındıran Kanadalı progresif metal djent üstatları Intervals, Aaron Marshall önderliğinde sekiz şarkılık teknik kusursuzluklarıyla ve hayran bırakan netlikte performanslarıyla yaklaşık 45 dakika sahnede kaldılar. Özellikle Mata Hari performansları görülmeye değerdi.

Karnivool sahneye adım attığında ise konser alanı artık tamamen dolmuş, seyircinin coşkusu zirveye ulaşmıştı. Açılışı Ghost ile yaptılar. Sahnedeki uyumları hem kusursuz hem de kontrollü bir kaos hissi yaratıyor, bu da performanslarını daha ilk dakikadan büyüleyici kılıyordu.

John Stockman’ın bas gitarından yükselen derin tonlar adeta devasa bir ses duvarı örerken, Drew Goddard ve Mark Hosking’in gitarları arasındaki geçişler ve zamanlama olağanüstü bir hassasiyetle ilerliyordu. Bu ikilinin back vokalleri de genel tabloya neredeyse kusursuz bir bütünlük katıyordu. Davulda ise Steve Judd, poliritmik yapının tüm ağırlığını metronom hassasiyetinde sırtlayarak müziğin omurgasını sağlam ve etkileyici bir şekilde taşıdı. Ian Kenny’nin vokalleri ise bu yoğunluğun içinde berraklığıyla öne çıkıyor, performansa hem denge hem de duygusal derinlik kazandırıyordu.

Konser ilerledikçe grubun sahnedeki hâkimiyeti daha da belirginleşti. Themata şarkısında ise tam anlamıyla coşkunun zirve yaptığı bir an oluştu. Grup, göz ve kulak dolduran performanslarıyla bizlere biste Opal ve Salva çalarak on dört şarkılık setlisti tamamlayıp sahneye veda ettiler…

Konser alanından ayrılırken akıllarda uzun süre yankılanacak güçlü bir performans bıraktılar. Teknik ustalık ile duygusal yoğunluğu kusursuz bir biçimde bizlere sunan Karnivool, yıllara yayılan müzikal birikimini sahneden bizlere harika bir biçimde yansıttı. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir performans izlemiş olmanın mutluluğuyla evin yolunu tuttum.

Ses için yollara düşenlere ve gürültüde kendini bulanlara selam olsun!