Freedom Gray – Blackout Diary

2000’lerin başlarında İzmir’de metal müzik adına ciddi adımların atıldığı, İzmir metal kitlesinin yoğun olduğu ve hâlâ dinlediğimiz Pitch Black Process, Let It Flow, Sagaris, Persuaded ve Dawnfall gibi farklı türlerden grupların ve albümlerin çıktığı, nihayetinde bolca konser dinlediğimiz bir dönemdi. Ooze ve Dungeon barda, üniversite ve çeşitli özel festivallerde düzenlenen konserleri zannediyorum ki İzmirli metal severler çok net hatırlıyordur. Bu dönemde kurulan bir grup daha vardı ki şahsen beni en çok etkileyeni olmuştu: Freedom Gray!
Grup 2001 yılında davulda Fahrettin Satgan, ritim gitarda Kıvanç Sevgi, bas gitarda Koray Akkın, solo gitarda Abdurrahman Şimşek ve vokallerde Murat Akça ile Unenlightened adıyla kuruldu. Thrash metale yakın türler için bir araya gelen bu ekipte 2002 yılında birtakım değişiklikler yaşandı. Kıvanç Sevgi’nin ayrılmasıyla, tarzını Alexi Laiho ve Chuck Schuldiner’e benzettiğim Murat Akça geçmiş yıllardaki gitaristlik deneyimleriyle gitar rolünü de üstlenip gitar/vokal olarak bu boşluğu doldurdu. Davulda da Fahrettin Satgan’ın yerine Kemal Sözer geçti. Böylece grubun kadrosu kesinleşmiş oldu. Grup sadece thrash metal değil, farklı metal türlerine de yaklaşarak, kendilerinin de itiraz etmeyeceğini düşündüğüm melodik progresif death metal türünde yola koyulmuş oldu. Kim bilir, belki de tür gözetmeksizin ürettikleri şarkıların türü buna evrilmiştir. 2003 yılında ise isim değişikliğini yaparak Freedom Gray nihayetinde kurulmuş oldu.
Grup kuruluş aşamasından 2005’e gelene kadar şarkı yazımını ve üretmeyi hiç bırakmadı. Riff’ler ve sözler yazıldı, tekliler çıkarıldı, çalışmalar yapıldı ve bir yandan şarkıların kayıtları alındı derken 1 Ekim 2005 tarihinde grup ilk kez 2. İzmir Rock Festivali’nde seyirci karşısında sahne aldı. Cenotaph, Moribund Oblivion, Dawnfall, Hecatomb, Prime Object ve daha birçok grubun yer aldığı bu konser ile grup İzmir metal sahnesi için kıymetini göstermiş oldu ve konserlerin aranan yüzü oldu. Murat Akça’nın brutal-scream vokalleri ve progresif riff’leri, Abdurrahman Şimşek’in Malmsteen soloları ve etkileyici kişisel dokunuşları, gümbür gümbür davulları ile Freedom Gray İzmir’in en değerli metal gruplarından birine dönüşmüştü. Tabii sırada en büyük eksik olan “albüm” vardı…
2006 yılında Blackout Diary adını taşıyan ve içerisinde Unenlightened adlı parçanın da yer aldığı 53 dakikalık ve 13 şarkılık albümün kayıtları tamamlandı. Albüm 4 Ekim 2008 tarihinde Raven Records etiketiyle nihayetinde yayımlandı. YouTube ve Spotify’a gelene kadar bu albüme sahip olan kişiler bence çok şanslı. Keza albüm, melodik death metal sevenler için tam anlamıyla bir “hidden gem”. Şarkılar yazılırken grup genel manada hem kendi içlerinde yaşadıkları kargaşa ve sorunlardan hem de etraflarındaki yaşamlardan esinlenmelerinin yanı sıra, bu albümde içlerinde hâlen öfke ve acı barındıran geçmiş deneyimlerden de oldukça etkilendiklerini ifade etmişlerdir.
Albümün çok temel bir sorunu var ki bunu çok rahat çözebilecek bir pozisyonda olduklarını da gayet net biliyorum; ancak buna albümdeki şarkılara şöyle bir bakış attıktan sonra değineceğim.
- Unenlightened
Albümün grubun eski adını da taşıyan şarkı, progresif gitar riffleri ve melodik akışı ile dikkat çekiyor. Murat Akça’nın harika screamo vokalleriyle albüm için eskiyi de yad eden sıkı bir giriş sunuyor. Sıkça duyacağımız çift ses gitarlar ile sıkı bir şarkı.
- Others in Colors
Daha melodik ve daha marş şeklinde yazılmış riffler Abdurrahman Şimşek’in gitarından gelen şiir gibi sololarla bezenmiş son dönem çıkmış birçok melodeath şarkıdan çok daha iyi bir kompozisyona sahip diyebilirim.
- The Fallow
Albümün kırılma anlarından olan Fallow dünya standartlarında bir şarkı. İlk iki şarkıya göre daha sade bir akışa sahip şarkının belki de çekici tarafı buradan geliyor. İnsanın ruhuna dokunan vokaller ve oryantal melodiler ile dinleyiciyi şarkının daha da içine çekmeyi başarıyor. Çok akıllıca yazılmış ufak dokunuşlarla da zenginleştirilmiş kusursuz bir şarkı.
- Words of Tragedy
Fallow’dan sonra bir soluklanalım derken taş gibi davulları ve scream vokallerin ahengini dinlerken yine o tertemiz su gibi akan soloyu duyuyoruz… Freedom Gray in soluklanmaya niyetinin olmadığını kanıtlayan yine keyifli bir şarkı.
- Bitter Fame
Tam bu sefer soluklanacağız derken progresif yönü daha ağır olan Bitter Fame akılda kalıcı nakaratıyla sahneye çıkıyor. Şarkı uzun soluklu solo partıyla da ayrıca dikkat çekiyor.
- Blackout
Aksak davul ritimleri ve atmosferik girişiyle albümün tam ortasında gerilimi tırmandıran şarkı, yine inanılmaz iyi vokallerle ön plana çıkıyor. 1.47-1.55 arasında bir kısım var ki “nasıl düşündünüz bunu” demekten kendimi alamıyorum. Şarkının solosu için Abdurrahman Şimşek’e buradan selam ediyorum. Harika bir şarkı…
- Axiom Denied
Grubun, “şarkıyı öyle bir yazalım ki kimse çalamasın” mantığıyla yaptığı fazlasıyla zorlu olduğunu düşündüğüm dinleyeni farklı bir boyuta taşıyacağını düşündüğüm şarkı. Gerilimi yüksek albümün en farklı şarkılarından.
- Coma Life Autopsy
Geldik ikinci kırılma anına. Bu şarkıyı yazarken tam olarak ne düşündüklerini belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz ancak Türk metal dünyası için en önemli eserlerden biri bence bu şarkıdır. Vokalleri, davulları ve gitarlarıyla tam bir başyapıt. 1.20 ile scream vokal ile başlayan ve ardından gelen inanılmaz solo ardından solodan blues gamı ile çıkış… Gerçekten “nasıl” sorusunu sorduruyor. Nasıl düşündün bunu? O kadar yakışmış ki, o kadar iyi olmuş ki… Abdurrahman Şimşek ile sohbetlerimizde her zaman söylediğim gibi: Mimar Sinan senin gibi bent çekemiyor! büyüleyici bir şarkı…
- Entity
Durmak yok! Coma life Autopsy de vokale eşlik etmeye çalışıp başarısız olduktan sonra kısılan sesimi biraz daha kısmak adına yazılmış progresif melodik death metal dersi niteliğinde bir şarkı ile devam ediyoruz.
- Intruder (Instrumental)
Es verilmeyen albümde en azından enstrümental ama gümbür gümbür şarkısı ile biraz soluklanmaya çalışabilirsiniz. Ne kadar başarılı olabileceğinizi bilemiyorum. Keza In Between ile kafa sallamaya başlıyoruz.
- In Between
Ritmik yapısı ve akışı bozmayan aksak riffleri ile son derece üst seviye davullar aklınızı başınızdan alacak. Yine tahmin ediyorum ki bizden başkası bu şarkıyı çalamasın diye yazılmış harika bir şarkı daha.
- Tubular Worlds
Yavaş yavaş albümün sonuna doğru gelirken Tabular words ile bir kez daha deliriyoruz. Groovy riffleri ile melodik nakaratının ahengi, şarkının agresifliği ile duygusal tarafını bağlayan bir köprü gibi. Tam anlamıyla bir Freedom Gray klasiği diyebilirim.
- Dungeons Within
Yine çok akıllıca yazılmış adeta gitar şovunun yapıldığı çok ama çok iyi bir kapanış şarkısı. Yine enstrümental yazılmış bu kısa ve öz olduğu kadar güçlü çıkış ile grup sağlam ve net bir imza atmış diyebilirim.
2000’lerin başlarını hatırlayanlar için yeni grup keşfetmenin ve müziği elinde tutmanın zor bir dönem olduğunu çok iyi bilir. İyi müzik bulmak ve bunu etrafındakilere dinletebilmenin verdiği hazzı hatırlayanlar muhtemelen azdır. Keza kaset-CD taşınan bir dönemden MP3 çalarlarla müzik dinlenen bir döneme yeni geçiş yapılmıştı. Teknolojiye ulaşmak hem pahalıydı hem de kolay değildi. Tabii geçen zamanla birlikte birçok şey daha kolay hale gelse de böyle bir dönemde bu kadar kıymetli bir grup dinlemiş olmaktan dolayı çok mutlu olduğumu dile getirmek isterim. Teşekkürler Freedom Gray!
Şarkıların hemen öncesinde bahsettiğim bu albümün de belki de en büyük problemlerinden birisi, müzik adına her şey mükemmelken kötü bir kaydının olması. Bu kadar iyi bir albüm çok daha iyi bir kaydı hak ediyor. Malum zor bir dönemde ve muhtemelen zor şartlarda yapıldı bu kayıt; lakin iyi bir kayıt ile uluslararası metal arenasında çok büyük gruplarla birlikte anılabilecek seviyede iyi bir albüm olduğu gerçeğini kimsenin göz ardı edeceğini sanmıyorum.
2005-2011 yılları arasında birçok yerel ve şehir dışı organizasyonda yer alan, katıldığı her etkinlikte dinleyicinin beğenisini kazanan Freedom Gray ne yazık ki 2012 yılında ikinci albüm hazırlıkları sürecindeyken faaliyetlerine süresiz olarak ara verdi. Grup elemanları solo ve farklı projelerle müzik hayatlarına devam etse de geçen bunca yıl sonra tekrar bir araya gelmediler.
Buradan tüm grup elemanlarına ve özellikle Murat Akça ile Abdurrahman Şimşek’e sesleniyorum! Blackout Diary kesinlikle çok daha iyi bir kaydı hak ediyor. En azından bir remastered versiyon ile geri dönün! Her türlü imkân ve enerjiniz çok daha iyi durumda. Neden olmasın?
* Dip not: Puan: mevcut kayıt ile 8, remastered düşüncesi ile 9 😊
- The Fallow
- Coma Life Autopsy
- Tubular Worlds
- The Fallow
- Coma Life Autopsy
- Tubular Worlds
