“11 şarkı, el yapımı 8 illüstrasyon. Aşkının peşinden koşan bir adamın, sonunda kendi gölgesiyle yüzleşmesinin hikâyesi. Bu arayış serüveni için biletinizi şimdiden ayırtın.”
Diaspro
Diaspro diye bir gruptan bahsedeyim size. Bu yazıyı yazarken bu grubu keşfedeli yaklaşık 2 gün oluyor. Geçenlerde 2026 yılında albüm çıkarma planı olan ve şimdiye kadar çoktan albüm çıkarmış olan İtalyan Progresif Rock gruplarına göz atıyordum. Bu arayıştan çok kısa bir süre sonra ise Diaspro’ya denk geldim. Şubat ayı içerisinde piyasaya sürdüğü albüm ile Diaspro, yılın benim için ilk İtalyan Progresif Rock kurşununu atmış oluyor böylece.
Grup; Logos ve Unreal City gibi 70’ler Rock Progressive Italiano (RPI) mirasını günümüze ne kadar uyarlayabileceğini merak ederek yola koyulan gruplardan biri olarak hayatımıza dâhil oluyor aslında.
Türe hâkim olanlar, bu konuda İtalyanların ne kadar büyüleyici olduğunu bilir. Gerek geçmişe dönük dolgun İtalyan aurası, gerekse RPI’nin çok girişli ve çok çıkışlı yapısının sağladığı esneklik ile rüzgâr genellikle modern İtalyan grupların arkasından eser.
Bu, 70’lerin imitasyonu ve mirası sahiplenme refleksini son zamanlarda Norveçli Senfonik Progresif Rock gruplarında da bol bol görüyoruz. Şimdiye kadar 70’lerin ekosistemini alıp aynı şekilde gerçekleştirme fikrini anlatırken belki zihinlerde çiğ bir vizyonmuş gibi görünebilir ama ben böyle görmüyorum bu durumu. Çok büyük ve özel karaktere sahip müziklere ve 50 yıl önce bir “dönem tınısı” icat eden analog sentezleyicilere ve kayıt teknolojilerine karşı özlem duyuyor insan. Kimimiz evinde dinleyerek gideriyor bu özlemi, kimimiz de dayanamayıp müzik yapıyor. Nihayetinde hepimiz aynı gemideyiz diye düşünüyorum ve bu beni çok büyük bir konfor alanına sürüklüyor.
Diaspro albümü, 30 dakikalık kısacık bir süreye sahip ve bu yüzden bir çırpıda bitirebileceğiniz şekilde tasarlanıp gerçekleştirilmiş.
Albüm, Introduzione parçası ile bizi sanki bir ortaçağ ozanının bir handa sergilediği performansa götürüyor ve bol klavsenli, bol kemanlı içeriği ile PFM grubunu bir İtalyan Progresif Rock grubuna yakışacak şekilde onurlandırıyor.
Epeydir Genesis dinlemiyorum işin doğrusu. O yüzden Piccola Stazione şarkısı başlar başlamaz bir Supper’s Ready – Apocalypse In 9/8 rüyası gördüğümü sanacaktım az kalsın. Staccato temelli bir ritim bölümüne sahip girişi ile radarıma çok hızlı yakalandı. Çok estetik, çok yakışıklı, çok uygun. Arkada da Hammond orgumu duyar duymaz ellerimi ovuşturup “işte başlıyoruz” diyerek oryantasyon sürecinin sonuna geldim ve puanını erkenden verdim şarkının. Albüm boyunca vokallerin bir müzikal sahnesinden seslenircesine bazen konuşkan, bazen nağmeli, bazen sessiz bir tavır takınması; öngörülür olmasını engelliyor. Başta buna alışmakta zorlandım ama bir noktadan sonra müziğin akışına kapılmamı sağlayan bileşenlerin en önemlisi oldu benim için. Vokaller önemli, sahip çıkalım.
Üçüncü şarkı Verso La Città Grande ile müziğin caz füzyonu ve blues noktalarına değiniyoruz ve değiyoruz. Yeri gelmişken söylemekte fayda var: albüm boyunca sergilenen gitar soloları oldukça parlak ve oldukça “rock” bir tavır ile kurgulanmış. Bu hâliyle Il Balletto di Bronzo’yu ve özellikle YS albümünü anmak gerekir diye düşünüyorum. Grubun, rock tavrını ve zaman zaman “shredding”e kayarak ağırlaşan gitar sololarını Il Balletto di Bronzo’dan miras aldığını düşündürüyor bana. Şarkıya geri dönersek İtalyanca bilmediğime üzüldüğüm anlardan biri oldu diyebilirim. “Ne var ki kardeşim, sözlerini açıp bildiğin bir dile çevir” diyebilirsiniz ama hissettiğim şey böyle bir şey değildi. Vokal beni gerçekten bir şeyler anlattığına o kadar çok ikna etti ki, o an İtalyanca bilmediğim için utanmam gerekiyormuş gibi hissettim.
Salto In Alto, dinleyeni etkisi altına alan keman ve eşlikçisi piyano ile herkesin hayatında ara ara ihtiyaç duyduğu bir Akdeniz akşamını resmediyor.
Per Salire Su, grubun “tekli” olarak piyasaya sürdüğü şarkı olarak albümde yer buluyor kendisine. Grup bu şarkıdaki brass enstrüman ailesine ait soloyu, Banco Del Mutuo Soccorso’nun funk tarzına bir saygı olarak yerleştirdiğini söylüyor. Hareketli bir samba ile başlayan şarkı; ana karakterin kaçmak için çalıştırdığı bir asansörün momentumunu ve hızını dinleyiciye aktarmak için kontrollü bir şekilde hızlanıyor ve tempo kazanıyor. Çok güzel kurgulanmış ve tamamlanmış.
Piano Rialzato, içerisinde hem yapısal hem enstrümantal olarak çok fazla çeşitlilik barındırıyor. İçerisinde kayboluyorum, hem olumlu hem olumsuz anlamda. Baş dönmesi gibi bir his ama başın dönmüyor. Bunda vokallerin devamlı aksaması ve öngörülemezliğini tekrardan hissettirmesinin etkisi çok büyük. Arkada devamlı dönüp duran ostinato yapı, oldukça yoğun ve yorucu.
Verso La Tana Di Gelso başladığında sentezleyicilerin eterik ruhunun ortaya çıkacağını ve Entangled gibi bir şarkı duyacağımızı sanmıştım ama İtalya kırsallarından vazgeçmiyor grup. Akustik gitarları çok güzel kullanıyorlar ve gözümle göremediğim gün batımı manzaralarından kendimi alamıyorum. Şarkı parlak bir gitar solosunun ardından, mutluluk saçan bir piyano kapanışı ile kalan şarkılara hazırlıyor albümü.
Sıradaki üç şarkı, 50’şer saniyelik kısa parçalar şeklinde kurgulanmış grup tarafından. Bunların ilk ikisi albümün kreşendosu gibi çalışıyor ve tempo gittikçe yükseliyor. Hem hikâyenin sonuna ulaşmak üzereyiz hem de grup son deşarjını gerçekleştiriyor.
Inferno ve Senza Di Me ile albümün kapanışı gerçekleşirken en sonda dinleyiciyi uğurlayan gitar solosunun, Marcello Chiaraluce tarafından en sevdiği gitarist olan Mark Knopfler’a ithaf edildiği iletiliyor grup tarafından.
Arkama dönüp baktığımda başladığım yeri unuttuğum bir albüm oldu benim için. Üstelik bunu 30 dakikada başarmasıyla gerçekten daldan dala atlama konusunda başarılı olduklarını ve bu dallar arasında ne kadar büyük boşluklar olduğunu kanıtlıyor Diaspro.
Müzik yaparken estetik arayışında olan, farklı sanat dallarından miras alan ve incelik gösteren müzisyenleri takdir ediyorum ve fırsatım oldukça da böyle grupları/müzisyenleri keşfetmeye devam edeceğim.
Yarım saatlik yolculuğa davetlisiniz. Grubun Bandcamp sayfasına göz atmayı da unutmayın. İtalyanca öğrenmekte de fayda var, hepimiz için.
- Piccola Stazione
- Per Salire Su
- Senza Di Me
- Piccola Stazione
- Per Salire Su
- Senza Di Me

