Skip to content

KISA KISA - Şubat Prelude

She Past Away - Mizantrop
sesini-ac-ikon-111

9.5

She Past Away - Mizantrop

Dark Wave / Gothic Rock

Kariyerine doom metal ile 2000’lerin ortalarında atılmış Volkan Caner’in yoğrulan müzik zekâsının olgun bir meyvesi olan Kasvetli Kutlama eseri dalından koptuğunda sene 2009’du. Geçmişin ya da dönemin müziği değildi. Boğuk ve distorsiyondan arındırılmış gitar tonuyla solgun, ilerici synth’leri ve elektronik müziğin bağrından kopan davullarıyla atiye göz kırpan bambaşka bir atmosfer yaratan bir tınıydı. Volkan Caner’in yalın şiirleri, Doruk Öztürkcan’ın inovatif mühendis zekâsıyla ve İdris Akbulut’un zifiri bas gitarlarıyla nevi şahsına münhasır bir duruştu. Eşleniği bir grup bulmak mümkün değildi!

Çağının ötesinde, çoğu sanatçının yaşadığı fark edilmeme talihsizliğinde boğulmaya yüz tutmuşken seslerini komşu duymuştu: Fabrika Records. Yunanistan menşeli plak şirketi, She Past Away’in ilk albümü Belirdi Gece’yi 2012 yılında yayınlamıştı. Sonuç? Bursa’dan çıkan pesimist bir çocuğun şiirleri tüm dünyada dinlendi. Latin Amerika’da ve Avrupa’da geniş kitlelerin gönlünü Türkçe şarkılarla fethettiler. Anlattıkları hikâyeler, farklı lisanları konuşan insanlar için bile motto oluverdi.

Ve bir nesil bu şarkılarla büyüdü. 2019’daki Disko Anksiyete albümü ile iyiden iyiye EBM ile flört eden She Past Away, Mizantrop ile özüne dönmüş. Kendi deyimleriyle (Hakan Tamar’ın klipteki ifadeleri) “kayıp bir neslin marşını” bestelediler. Nasıl punk müziğin heybetli isimlerinden The Offspring’in The Kids Aren’t Alright’ı varsa, post-punk’ın öncü ismi She Past Away’in de Mizantrop’u var artık!

Sanki yeni efektler eklemek yerine pedal tahtasını sadeleştirmişler gibi duru bir gitar tonu işitiliyor. Doruk Öztürkcan’ın Disko Anksiyete’deki çarpıcı synth ve davulları yerine mütevazı dokunuşları albüme sirayet etmiş.

Volkan Caner her zamanki gibi az ve öz konuşuyor. İçimdeki Düşman… her dizesinden sonra vicdanımızla baş başa kalıyoruz. Albüme adını veren Mizantrop, Volkan Caner’in “Ben böyleyim” dediği manifestosu. Sessiz Orman… Yerli ve özgün A Forest hayırlı olsun. Sanki Mine Söğüt’ün elleriyle ektiği tohumlarla yeşeren bir ormanda kaybolmuşuz gibi! Bu albümün tek ön gösterimi olan İnziva da temayla gayet tutarlı, tekrar tekrar dinlenecek bir eser. İçe Kapanış III ile Narin Yalnızlık albümünde başlattıkları seriye devam etmişler. Anlattıklarından çok, dile getirmedikleriyle profilini resmediyorlar. Hipnotik sözsüz sekanslarıyla Belirdi Gece albümünde yarattıkları evrene ışınladılar.

Dünya, güllük gülistanlık bir yer değil. Neyse ki neşesiz pesimistler, bunu yüzümüze çarpan gerçek dostlarımız. Mizantrop, gotik atmosferiyle hem rahatsız ediyor hem de hayran bırakıyor. Zaten iyi bir sanat eserinin biraz da irite etmesi gerekmez mi?

 

Öne Çıkanlar:

  • Mizantrop
  • Sessiz Orman
  • İçimdeki Düşman

Albümü İncele

Puscifer - Normal Isn't
sesini-ac-ikon-111

7.5

Puscifer - Normal Isn’t

Experimental / Alternative / Post Industrial Rock

Bir sabah, Sesini Aç yazarlarından kıymetli ağabeyim Orkun Yılmaz’ın bu mesajıyla güne başladım. Bahsettiği şarkı, Normal Isn’t albümünden yayınlanan bir kuple olan Pendulum’dan başkası değildi! Metal müziğin megastarlarından Maynard James Keenan, TOOL ile rock vokalin kitabını yazdığı yetmezmiş gibi yan projeleri A Perfect Circle ve Puscifer ile de harikalar yaratıyor. Kendisiyle aynı klansmandan bir başka dev isim Till Lindemann’ın aksine, ana grubunda yaptıklarının lacivertini icra etmek yerine farklı kulvarlarda da kulaç atıyor. Dünyanın en zengin metal müzisyenlerinden biri olmasına karşın, bitmek bilmeyen sanat aşkıyla yeni denizlere yelken açması gerçekten takdire şayan.

Puscifer projesini ise Maynard ve saz arkadaşlarının laboratuvarı olarak sınıflandırmakta beis görmüyorum. Günbegün daha yüksek sıçramalarla atılım gösteren müzik teknolojilerini sanatına entegre etme konusunda, kendi kuşağındaki nice ismin aksine muhafazakâr bir tavır takınmıyor Maynard. Bugüne dek art rock/endüstriyel metal saflarında mekik dokuyan Puscifer, yeni albümünde hard rock melodileriyle pop temalarını kavuşturmuş. Yer yer Marilyn Mansonvari endüstriyel metal dokusu da hissedilmiyor değil.

Albüm genelinde hiçbir parçada tipik şarkı iskeletine rastlamak mümkün değil. Geçişler ile nakaratlar arasındaki çizginin muğlaklaştığı ve şarkıların sıçrama noktasından yoksun olduğu eserler. Bundan ötürü, ilk dinlemede “Biz ne yaşadık tam olarak?” diye sorgulatsa da yeniden fırsat tanındığında hazmetmesi mümkün. Kadrodaki sanatçıların inisiyatifiyle kompozisyondaki formüllerin deformasyona maruz bırakıldığı kanısındayım.

Açılış şarkısı Thrust’ta Maynard ile vokali paylaşan Carina Round hanımın uyumları keyif verdi. Self Evident’ın çekirdeğini oluşturan bıçak gibi keskin ve metalik gitar tonunun sentetik davul zilleriyle harmanlanması neticesinde ortaya nevi şahsına münhasır bir endüstriyel metal parçası çıkmış. Pendulum’un altyapısında makine gibi işleyen elektronik davullar ve merkezindeki synth melodisi şarkıya lezzetli EBM ve bir miktar darkwave aroması vermiş.

Şahsen V for Vagina albümlerinde aldığım keyfi alamasam da, uçuk fikirlere açık ve elektronik müzikle mesafeli olmayan müzikseverlere öneririm; “Sanat, sanat içindir.” fikrine daha yatkın bir albüm olduğunu hatırlatarak.

Öne Çıkanlar:

  • Thrust
  • Self Evident

Albümü İncele

Nothing - a short history of a decay
sesini-ac-ikon-111

8.5

Nothing - a short history of a decay

Shoegaze / Indie Rock

2010 senesinde solo proje olarak müzik kariyerine yola çıkan ABD’li shoegaze grubu Nothing, beşinci stüdyo albümünü bizlere sundu. Nothing’in müziğini arı shoegaze olarak tanımlamak mümkün değil. Grunge başta olmak üzere pek çok türle etkileşimi yadsınamaz.

Akustik gitarın dramatik yapıda başrolde olduğu huzurlu bir shoegaze şarkısıyla açılan albüm, synthwave ambiyanslı Cannibal World ile saldırganlaşıyor. Şarkının başında aktif olarak kullanılan sentetik davullar ve sansasyonel klavye efektlerine tiz ve flu bir vokal eşlik edince bir an HEALTH ambiyansı nüks ediyor. Tıpkı HEALTH’in müziğinde olduğu gibi, onlar da saldırgan bir şarkıda narin vokallerle enfes bir kontrast yakalamışlar. 2.50’deki sükûnetin ardından davulun vuruşlarıyla buram buram shoegaze ezgileri kokuyor yeniden. Neye uğradığımızı idrak edemeden, A Short History of Decay ile noise rock esintili kirli shoegaze tınısı kaldığı yerden devam ediyor.

The Rain Doesn’t Care ile yalın ve parlak gitar tonuna geri dönüşü, albümün oyun alanının ne denli geniş olduğunu gösteriyor. Purple Strings ile düşen tempo, Toothless Coal ile yeniden arşa çıkıyor. Nu metal severlerin gönlünü fethedecek melodilere ve aranjmana sahip bir eser.

Son üç şarkıda ise yeniden frene basıyor Nothing. Son parça Essential Tremors ile tam da albüm biteyazarken son dakikada golünü atıyor ve distorsiyonlu gitarlarıyla bizlere veda ediyor.

Yükselen alçalan temposu, değişken tınısıyla durağanlığı ve ezberleri reddeden Nothing, shoegaze müziğinin temellerini yalayıp yuttuğu gibi müziğin gelişimine önderlik edecek patentler alıyor. Envaiçeşit materyali tek celsede topladığı yapıtıyla yılın shoegaze albümlerinden biri olmaya adaylığını koymuş.

Öne Çıkanlar:

  • cannibal world
  • toothless coal

Albümü İncele

Dry Cleaning - Secret Love
sesini-ac-ikon-111

8.5

Dry Cleaning - Secret Love

Indie Rock / Post-Punk

Tabiatında reformist bir vizyon olsa da, dar çerçeveye hapsolmuş post-punk müziğe mahrum olduğu tenkidi sunan bir üretimle çıkageldi Dry Cleaning.

Makine gibi gitar tonu, arka plandaki bas yürüyüşleri ve kompozisyonlarıyla postmodern Joy Division olduğunu iddia ediyorum. Nasıl Joy Division’ın Unknown Pleasures albümü Ian Curtis’in vefatından sonra global olarak sahiplenilmişse, Secret Love albümü de zamanla mayalanıp türlerüstü bir mevkiye konumlanabilir.

Vokalin konuşma pasajları, ana planda döngüye giren gitar melodilerinin bas cümleleriyle ahengi Secret Love albümünün personajını oluşturan ana unsurlardan. Gözlerimi kapayıp şarkıya odaklandığım an, tam da albüm kapağındaki enstantanedeki capcanlı renk paletleriyle bezenmiş sinematik bir oda canlanıyor. Vokalistin üslubu da bu film sahnesindeki sunucu resmen. Bu albümü olur da Wes Anderson keşfederse, filmlerinde kullanmak için ağzının salyaları akar!

Yankılı davullarla açılan Hit My Head All Day, Florence Shaw’ın 80’ler pop sahnesini anımsatan vokalini tüm çıplaklığıyla aktarmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Grubun jam seanslarındaki uzun bir doğaçlamanın işlenmesiyle hayat bulan Cruise Ship Designer, her ne kadar başta kulağa egzantrik gelse de bir süre sonra girdaba sürükleniyor. Let Me Grow and You’ll See The Fruit ise arpejlerle bezeli bir şarkı. Katkısız akustik gitar tonuna çiğ vokal kaydı eşlik ediyor ve en nihayetinde servise hazır bir ürün var, soğuk meze kıvamında.

 

Öne Çıkanlar:

  • Hit My Head All Day
  • Secret Love
  • Let Me Grow and You’ll See The Fruit

Albümü İncele

Deadletter - Existence is Bliss
sesini-ac-ikon-111

8.0

Deadletter - Existence is Bliss

Post-Punk / Art Punk

Ahmak politikacılar sağ olsun, bir halta yaradılar! Son zamanlarda indie rock, punk ve post-punk revival sahnesi pek hareketli. Özellikle de Birleşik Krallık sahnesi, genç müzisyenlerin kızgınlığını sanata dökmesiyle fokur fokur kaynıyor. Geçen sene Shame ve The Murder Capital muhteşem albümler yayınladılar.

Deadletter da parlayan bir cevher. Onlar da boş durmadılar. Existence is Bliss ile karşımızdalar. Gerek şarkılarda ele aldığı konularla gerek müziğindeki agresif crank wave karakteriyle dikkat çekiyor.

Albüm boyu bas gitar alt planda yürüyedururken, tizlerde gitar ve saksafonun tükenmeyen kondisyonuyla gerilimi diri tutuyor. Vokalin tınısı ve hırçınlığı işittiğiniz ilk anda “Kim bu İrlandalı türkücü?” sualini yöneltebilirsiniz. Yorkshire çıkışlı grubun vokali Zac Lawrence, İrlandalı Fontaines D.C.’nin dizelerine hayat veren Grian Chatten’i andırıyor.

To The Brim mükerrer şarkı sözleriyle öne çıkıyor. Synth melodisi, akustik gitarın arpeji, üflemeli çalgılar ve bas gitar cümlesinin sırayla üst üste bindiği enstrümantal girişiyle hipnoz eden eser, nakaratında “I’ve got nothing” dizelerini tekrar tekrar yüzümüze haykırıyor. Şimdiden defalarca kez dinledim; uzun süre de zihnimin bir köşesinde çalmayı sürdürecek.

Songless Birds şarkısında yer alan dizeleri (“The hostility that you preserve / Is caged up like a songless bird / And all the names dragged through the dirt / Are yet to peek and reemerge”) yakından irdelediğiniz takdirde, hip-hop’a öykünen uyakları ve başkaldıran söz yazımıyla Deadletter’ın aklından geçenleri daha net okuyabiliyorsunuz.

Albümün ilerleyen bölümlerinde, tam da kaos hâkim olmuşken, Focal Point ile Zac Lawrence vokalde ve Poppy Richler saksafonda kulaklarımıza masaj yapıyor. Sona gelirken He, Himself and Him bossa nova minvalinde saksafon melodisiyle içimiz kıpır kıpır oluveriyor. Kimi anlarda öfke kusan albümün ortasında dans ettiriyor.

Benzer gitar ve bas cümlelerini albüm boyu yineleyen örnekleri bir yerden sonra kulak tırmalasa da, baştan sona dinlemeye değer bir albüm ortaya konmuş. 19 Nisan tarihinde Blind’da gerçekleşecek İstanbul konserlerini iple çekiyorum!

 

Öne Çıkanlar:

  • To The Brim
  • It Comes Creeping

Albümü İncele