Kimi şarkıya sesiniz kısılıncaya dek bağırarak eşlik etmek istersiniz, kimi şarkıda sadece susup uzaklara dalarsınız. Bazen her sözün anlamı büyüktür, bazense anlatılan hikâyeyi anlamadan bir parçası oluverirsiniz. Greet Death, birçok ruh hâlini aynı şarkıda yaşatabiliyor.
Geçişken dramatik yapısını birden fazla müzik türünün şablonlarını kullanmasına borçlu Greet Death. Nakaratlarda Pearl Jam ve Smashing Pumpkins etkilerini deneyimlemek mümkünken akustik gitarın ön planda olduğu sekanslarda —özellikle de verse’lerde— country müziğinden enstantaneler sunuyorlar. Buğulu vokallerin ana rolü gitara devrettiği shoegaze temalı bölümler de bir hayli fazla olunca Greet Death’in müziği, grubun hayranları tarafından countrygaze ve grungegaze olarak tanımlanmış. Kendileri ise grunge esintili shoegaze gruplarından Cloakroom ve Nothing’e çok şey borçlu olduklarını dile getiriyor.
Grubun karakterini oluşturan iki müzik aklı Logan Gaval ile Harper Boyhtari çocukluk arkadaşı. Vokali paylaşan ikilinin uyumu grubun müziğine zenginlik katıyor. Gaval solo gitarı devralırken Boyhtari de ritim gitarda. Gaval ve Boyhtari’nin eş başkanı olduğu Michigan merkezli grupta bas gitarda Seth Beck yer alırken davulda Jim Versluis sahnede. Eric Beck ise grubun müziğine single-coil Fender gitarıyla harmonik olarak derinlik kazandırıyor.
Tek bir türe ithaf etmenin pekâlâ zor olduğu bu albümde, post-punk revival profili denebilecek mükerrer gitar cümleleri bulmak bile mümkün. Hummalı bir çalışma ve yıllanmış bir deneyimle damıttıkları Die In Love albümü ise grubun çıtayı yukarı taşıdığı bir iş. Albümden Same But Different Now’ı tekli olarak yayınlayan grup biz hayranlarını heyecanlandırmıştı. Şarkıyı ilk dinlediğimde grubun seviye atladığını ve güçlü bir albüm çıkaracağını öngörmüştüm, fakat böylesini beklemiyordum.
Keşfettikleri özgün ve kaliteli müziğin ekmeğini KEXP’ye çıkarak aldılar. Müziklerini geniş kitlelere duyurdular ve kendilerini ilk kez dinleyenleri mest ettiler. Gaval ve Harper’ın yıllarca çaldığı ve albümlerini de kaydettikleri garajdan ötesine yankılandı müzikleri…
Greet Death – Full Performance (Live on KEXP)
Bununla da sınırlı kalmadı. Normalde bu yazıyı “Yakın zamanda Kuzey Amerika kıtasını aşıp Avrupa’da da sahne almaları dileğiyle…” diye noktalayacaktım ama Touché Amoré ile Avrupa’da turlayacaklarını duyurdular. Tarihlere buradan bakabilirsiniz:
Scott Pilgrim çizgi romanından fırlamış bir kareyi anımsatan kapağıyla Die In Love, geçtiğimiz yıl —Deafheaven’in kült Sunbather albümünü de yayınlamış bağımsız plak şirketi— Deathwish Inc. etiketiyle bizlerle buluştu.
Açılışı albüme adını veren Die In Love ile kuvvetli bir açılış yapıyorlar. Açılışta davulun albümün başladığının habercisi zillerini takiben gelen, adeta siren çalan gitar melodisi geliyor. İlk saniyelerinde grunge’ın kirli tınısını bize tattırdıktan sonra distorsiyon kesiliveriyor ve geçişi temiz tonlarla yapmayı tercih ediyorlar. Konforlu bir alan bulup burada tıngırdatmayı reddeden gitarlar bas ve tiz tonları arasında çok sık mekik dokuyor.
Same But Different Now da uzun süre kendinden söz ettirecek bir iş. Anlatacak çok hikâyesi var fakat bunun için hiç de acele etmiyor. Yalnızca merkezinde olan gitar cümlesi ile değil uzun enstrümantal girizgâhıyla da The Cure başta olmak üzere post-punk severlere göz kırpıyor. Nakaratındaki hırçın ve kirli vokal, gitarların ve davulun saldırganlığı ile zihninizi ele geçiriyor. Nakaratta tüm duyguların açığa çıkmasıyla duygu seli alıp götürüyor. Ritim gitarların agresif vuruşuna eşlik eden Seth Beck’in acı gitar riff’i ise şarkının ruhuna çok yakışır bir bitiriş yapıyor.
Bir şarkının bitmesini bekliyorsanız o şarkı kötüdür. Aksine, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsanız iyi bir eserdir. Country Girl şarkısında ne ara gitar introsu çaldı da solo oldu diye şaşırıyorsunuz, üstelik uzun sayılabilecek bir beste için! Durağanlığı reddeden Greet Death’in müzikal evreni, bunu yeni fikirleri alelacele araya sıkıştırarak yapmıyor. Onun yerine, işini soğukkanlılıkla yapan Harper Boyhtari’nin vokalleri ile bulutların üstünde seyahat ederken tam da zamanında gümbürtü kopuyor dramatik yapıda. Logan Gaval ile Xavi-Iniesta ikilisini aratmayan paslaşmaları ile şarkıyı kontra atağa taşıdıktan sonra solo ile golü atıyorlar. Gitarın yankılı ve gecikmeli efekti ile bu denli rafine bir güfte harmanlanınca gitaristin her bend’inde kaybolmamak imkânsız!

Henüz ilk dinleyişinizde bile geçişlerdeki sözler dilinize dolanıyor.
“Threading the skyway, checking out my speed I passed the casino and the burning steel beach”
Nakaratlardaki sözlerse grubun söz yazımı anlamında 60’lar sahnesine öykündüğü anlar:
“Johnny likes Crooked Rain Johnny had the strangest day”
Little Richard, Elvis Presley ve daha nicelerini dinlediklerini bariz yansıtıyorlar. E oraların da türküsü blues ve country müzik. Yaşadığı coğrafyanın müziğinden beslenmesi kadar doğal bir şey yok! Pürüzsüz shoegaze müziği icra etmek yerine her şeyden biraz katmalarını ve bu karışımı çorba etmeden servis edebilmelerini takdir ediyorum doğrusu!
Red Rocket ile sadece tempo durmuyor, zamanın akışı da yavaşlıyor. Girişinde vokalin ayrı sözleri mırıldanması, iki gitarın da mütevazı dokunuşları ile yarattıkları bu ambiyans bana Interpol’ün film-noir atmosferini de yaşatmadı değil. Nakarattan soloya Country Girl’e benzer bir matematikle bağlamışlar.
Bir müzik grubunun ilham aldığı müzisyenlerin gölgesinden sıyrılıp kendi formüllerini icat etmesi en büyük başarı kriterlerinden, Red Rocket’i dinlediğimde Country Girl’de yarattıkları evrende turlamaya tam gaz devam ediyorlar.
Emptiness is Everywhere ise grubun shoegaze damarının daha güçlü attığı parçalar. Cocteau Twins etkisini buram buram hissettiren gitarlara sahip. Yine de kendileri olmayı başarıyorlar. Alt metinde hem bas gitarın hem de üç gitarın eforunun birbirinin önüne geçmeden bize ulaşması ise Greet Death’in bir başka meziyeti.
August Underground da hakeza yine shoegaze’in daha ağırlıklı hissedildiği bir intro ile açılıyor. Tempo iyice düşüyor. Vokalin ara verdiği melodik sekans ise The Cure’un Disintegration albümünü hatırlatıyor. Özellikle de vokalin anlatacağı hikâyenin bol olduğu eserlerde böyle solukları arayan bir dinleyici olarak çok beğendim. Bazen mükemmelliğiyle değil de duruluğuyla göz kamaştıran böyle riff’leri çalan gitaristler de lazım, Seth Beck gibi! Müzik teknolojileri günbegün gelişme kat ederken bazen geçmişi de anmak istiyoruz. Greet Death’in müziğinin bir penceresi düne açık daima. 10 yaşında garajda çalan iki çocuk, o günleri hiç unutmamış gibi…
Small Town Cemetery ise grubun countrygaze olarak anılmasına sebep olan bir başka beste. Girişindeki akustik gitar ile yılgın vokal tonu adeta 60’lardaki ABD country sahnesindeki hikâye anlatımı. Logan Gaval elinde gitarıyla boynu bükük durduğu an Johnny Cash’in ruhu onu ele geçiriyor.
“I hope you lay next to me
In some small town cemetery
That’s right where I wanna be
I hope you lay next to me”
Yalnızca vokalin yıkıklığı değil şarkıdaki düğüm-çözüm de hayranı olduğu müziğin atalarına bir saygı duruşu. Uzun soluklu ve çok sesli bir albümde bu tarz bir geçiş şarkısının olması çok hoş.
Son iki şarkıda da August Underground ve Small Town Cemetery’i tekrar eden ve yeni bir şey sunmayan Greet Death, çok kuvvetli başlayan bir albüme tempoyu düşürerek kapanış yapmayı tercih etmiş. İlk şarkılarda ürettikleri metotların pratiğinden öteye geçmiyor Motherfucker ve Love Me When You Leave’de.
Uzun süre tekrar tekrar dinlenecek şarkıları olan bir albüm olsa da son iki şarkı, önceki başarılı şarkıların kontenjanından dâhil olmuş gibi. Eğreti duracak parçalar ile 45 dakikaya tamamlamak yerine son vitese takıp zirvede bırakabilirlerdi. Onun yerine Love Me When You Leave ile bir kez daha country müziğe hayranlıklarını sakınmamışlar. Small Town Cemetery aksine piyasa işi ve bayağı bir country yorumu bu eserleri.
Her ne kadar harika bestelere imza atsalar da hâlen gidecekleri yolu olduğunu görüyoruz. Kendilerini tekrara düşme riskini öngörüp aksiyon aldıkları takdirde basamakları hızlı hızlı çıkmayı sürdüreceklerdir. Tutkulu oldukları müziğin atalarından beslenmeye devam ettikleri gibi country, grunge ve shoegaze şablonlarını soyutlaştırdıklarında fark yaratan bir grup olacak Greet Death. Şu anda bile bunu ciddi anlamda başarmış bir grup; nevi şahsına münhasır bir persona yarattıklarını söylemek abes olmayacaktır.
Öne Çıkanlar:
- Die in Love
- Country Girl
- Red Rocket
Öne Çıkanlar:
- Die in Love
- Country Girl
- Red Rocket



