Yazıya nasıl giriş yapacağıma dair birkaç taslak hazırlamıştım. Fakat bunları biraz sığ ve karamsar buldum, sildim. Sonrasında yurt dışı kaynaklı kritik sayfalarında gezindim. İyi ki de bakmışım, kendimi yalnız hissetmedim. Çöpe attığım buruşuk eskiz sayfasını düzeltip ekran başına geçtim. Hazırsanız, Testament’in yeni albümü ‘Para Bellum’u masaya yatıralım.
Thrash metal devlerinin sönük işler yaptığı veya piyasadan çekildiği bu yıllarda hâlen Testament’in ürettiğini görmek çok kıymetli. Epik bir albüm, önceden servis edilmemiş tarifler beklemeyin. Öte yandan, mikrodalgada ısıtılmış, hazır ve yavan bir yemek de yok menüde.
Her şeyden evvel, her zamanki gibi tutkulu beş adam var karşımızda. İlk günkü müzik aşkıyla yanıp tutuştukları aşikâr. Ayrıca, politik görüşlerini ifade etmekten asla sakınmayan Testament yine içindeki öfkeyi diri tutarak stüdyoya girmiş. Halk TV izleyip “Sattılar memleketi!” diye söylenen ihtiyarlar olmalarını beklemiyorduk zaten. Alex Skolnick’in toplumsal olaylara karşı ne kadar duyarlı olduğunu İstanbul’daki Trio konserinde de gördük. E tabii bir de Kızılderili vokalin olunca da materyal üretmek için politikacı nefretinden daha iyi bir konu olamaz! Şarkı sözlerinin mimarı da Chuck Billy’den başkası değil.
Davul hariç kadro aynı. Oyuncu değişikliği pek de sırıtmamış. 2023 yılında Dave Lombardo’dan boşalan koltuğa Chris Dovas geçmiş. Ritim gitarda Skolnick’e eşlik eden isim Eric Peterson. 4-4-2 dizilişinde forvet ikilisi olacak standartta bir tandem oluşmuş gitarlarda. Yer yer çift solo gitar da var albümde. Bas gitar DiGiorgio’ya emanet. Vokal yanı sıra prodüksiyonda da Chuck Billy’nin emeği var. Albümde müziğin kalitesini artırmış prodüksiyonla.
İlk iki parça turnelerinin açılış şarkısı olacak cinsten. Lakin son konserlerinin setlist’lerini araştırdığımda ‘D.N.R‘ ile girizgâh yapmışlar. (Ancak bu konserlerin ‘Thrash of Titans‘ turnesi kapsamında olduğunu anımsamak gerek. Belki de albümün turnesinde farklı bir tercih yapacaklardır.)
‘Shadow People’ davul introsu ile yüksek tempolu iki parçadan sonra bize soluklanma olanağı sağlıyor. Sonrasında makineli tüfek gibi vokalleriyle, cayır cayır speed/thrash metal karakterli riff’leri ve kılıç gibi keskin bas altyapısıyla kaldığı yerden devam ediyor.
İlk üç şarkıyı dinlerken oturduğum yerden pogoya girmiş kadar oldum. Sonrasında albümün öne çıkan bir başka eseri ‘Meant to Be’, Testament diskografisinin en yeni ballad eserlerinden. Intro’da ‘Souls of Black’e selam yolluyor adeta. Outro’da bugüne dek kurguladıklarından daha kompleks bir yapı ile dinleyiciyle uzun uzadıya vedalaşma faslında. Bu sekansın gereksiz uzadığını ister istemez düşünsem de Skolnick’in zekice işlediği melodiler olduğu gerçeğini de kabul etmek gerek.
Skolnick’in albüm boyu şarkılara derinlik kattığı aşikâr. Fakat duymak istediğim katman üstüne kat değil de olgunluğun ve bilgeliğin getirisiyle daha rafine bir işti.
‘High Noon’, vokalin minik tekerlemesiyle giriş yapıyor. Nezdimde en ikonik şarkı introsu albümdeki. Sonrasında da silah efektini duymamızla beraber mermi kovanları gibi kulağımızda uçuşmaya devam ediyor gitar cümleleri.
‘Witch Hunt’ ile cadı avı çok hızlı başlıyor, speed metal severleri heyecanlandıracak bir giriş yapıyor. Nakarata doğru işleri kızıştıran bir riff ile geçiş yapmaları klas bir dokunuş olmuş.
‘Nature of the Beast’ albüme derinlik katmasa da gitarların pedal tercihiyle fark yarattığını söyleyebilirim. Flanger efektini duymayı beklemiyordum, fakat şarkıya yakışmış.
‘Room 117’ ve ‘Havana Syndrome’ ise albümdeki birçok formülün tekrar uygulandığı ve görece diğerlerinin yanında sönük kalan parçalar. Exodus ve Kreator sevenler için pekâlâ tanıdık matematikte kurgulanmış besteler.
Albüme adını veren, albümün veda parçası ‘Para Bellum’ ise damakta enfes bir tat bırakan kurgusuyla müzikal thrash metal şöleni. Albümde enstrümanların vokale göre en geri planda kaldığı bu şarkı, “Prepare for war/ Para Bellum/ What are you fighting for war?” sözleriyle beni uzun uzadıya düşündürüyor. Children of Bodom’un kült albümü ‘In Your Face’den “If You Want Peace, Prepare for War” şarkısını anımsıyorum. Bir yandan, “People shout/ You will never keep us out” sözleri sayesinde yalnız olmadığımızı hatırlıyorum. Farklı kıtalarda, apayrı coğrafyalarda yaşıyorsak ve başka bir dili konuşsak da hepimizin isyanı aynı.
Şarkıları ve albümlerini dinlerken kıstaslarımdan biri de dinledikten bir süre sonra aklımda ne kadarı kaldığı. Bu yazının da taslaklarını albümü dinlerken yazmış, sonrasında nihayetlendirmek için epey beklemiştim.
Başucu Testament albümüm ‘Practice What You Preach’ gibi her notası beynime kazınan bir iş değildi elbette. “High Noon Death Soon” sözleri, ‘Meant to Be’nin girişindeki akustik gitar ve ‘Para Bellum’un outro’su hariç albümden geriye kalan hiçbir bölüm kalmadı hatıramda.
Özetle, vakit ayırmaya değer; sonunda da “İyi ki hâlen üretiyorlar!” dedirtecek tutkulu bir iş. Tabii ki beklentiniz yüksek olmazsa.
Öne Çıkanlar:
- High Noon
- Meant to Be
- Para Bellum
Öne Çıkanlar:
- High Noon
- Meant to Be
- Para Bellum

