Green Carnation - A Dark Poem, Pt. I: The Shores of Melancholia

Green Carnation, 2020 yılında 14 yıl süren sessizliğini ‘Leaves of Yesteryear‘ ile bozduğunda ortaya öyle sağlam bir iş koymuştu ki, “Bunca yıl nerelerdeydiniz?” demekten kendimizi alamamıştık. Sonrasındaysa yine pek sesleri solukları çıkmayınca ara ara kendimizi ‘My Dark Reflections of Life and Death‘ ve Black Sabbath yorumu ‘Solitude‘ gibi parçaların mükemmelliğinde avutur bulmuştuk.
Neyse ki bu sefer o kadar bekletmeden 5 sene gibi kısa (!) bir sürede yeniden gelerek kendilerini affettirdiler. Hem de 3 albüm sürecek iddialı konseptiyle ‘A Dark Poem‘in ilk kısmı ‘The Shores of Melancholia‘ ile. Bu arada grup, bu deneyimlerinin ardından verdikleri röportajlarda, benzer bir işe girişmeyi düşünenlere kesinlikle tavsiye etmediklerini belirtmiş. Benden iletmesi 🙂
Grup görebildiğim kadarıyla en azından üçleme tamamlanana kadar albümlerin anlattığı hikâyeden çok detaylı bahsetmek istemiyor gibi. Yine de bu üç albümün bir yolculuğu konu aldığını söyleyebiliriz. Fakat bu, albüm kapağının çağrıştırdığı gibi yeni ülkelere doğru değil, iç dünyaya doğru yapılan bir yolculuk. Üçlemenin bu ilk albümü adını ve su, kıyı, boğulma, kurtuluş gibi metaforik temalarınıysa Arthur Rimbaud’un Shakespeare’in ‘Hamlet’indeki Ophelia’dan ilham alarak yazdığı ‘Ophelia‘ şiirini referans alarak oluşturulmuş.
Parça parça hikâyenin üzerinden gittiğimizde, ‘As Silence Took You‘da adından da anlaşılacağı gibi sessizlikle melankolinin kıyısına çekilişi dinlerken, albümün ilk teklisi ‘In Your Paradise‘ ile cennete ulaşmaya tanık oluyoruz. Ama bunun sahte bir cennet olduğunu anlıyoruz. Tam bir iç çatışma olan dingin ‘Me, My Enemy‘den sonra, ‘The Slave That You Are‘da Enslaved’den Grutle Kjellson’un brutal vokalleri ve black metal çağrışımlarıyla tam bir isyana ve zincirleri kırışa doğru yol alıyoruz. Ardından albümün isim parçası ‘The Shores of Melancholia‘da artık tıpkı Ophelia gibi Melankoli’nin kıyılarına ulaşmış oluyoruz. Gerisi her şeyi göze alıp ardına bakmadan her şeyi geride bırakmaya kalıyor. Bu da elbette albümün en progresif parçası ‘Too Close to the Flame‘de anlatılıyor:
“A lesson learned, now bridges burn”
Hikâyenin kalanıysa dediğim gibi, yolun az ilerisinde bizi bekleyen iki albüme kalıyor. Yolun az ilerisinde diyorum; çünkü grubun bahsettiği kadarıyla üçleme 2026 içinde tamamlanıyor olacak. Hatta gelen haberlere göre 2. albümün prodüksiyon aşaması bile bitmiş durumda. Neyse ki alışık olduğumuz Green Carnation bekleyişini bu kez yaşamıyoruz demek ki.
Albümden müzikal olarak bahsedecek olursak da, ‘A Dark Poem, Pt. I: The Shores of Melancholia‘ ilk albüm olarak görevini yerine getirip grubun en iyileri arasına girme işiniyse diğer iki albüme bırakıyor denilebilir. Zira ‘In Your Paradise‘ ile akılda kalmayı başarıp, ‘The Slave That You Are‘ ile grubun black metal kökenlerine bir selam çakma sürprizi yaparak bizi albümün zirvesi olan final iki parça ‘The Shores of Melancholia‘ ve ‘Too Close to the Flame‘ ile uğurlasa da kesinlikle bir ‘Leaves of Yesteryear‘ olduğunu söyleyemeyiz.
Yine de Green Carnation’ın bizi davet ettiği “melankolinin kıyılarına” doğru yapılan bu yolculuğu tavsiye ederim. Bakalım alevleri aşarak devam ederken bizi neler bekliyor olacak?
Öne Çıkanlar:
- In Your Paradise
- The Slave That You Are
- The Shores of Melancholia
- Too Close to the Flame
Öne Çıkanlar:
- In Your Paradise
- The Slave That You Are
- The Shores of Melancholia
- Too Close to the Flame
