Mother of Millions, komşumuz Yunanistan’ın Atina şehrinden bir progresif metal grubu. 2008 yılında kurulan grup, bir kalıba sığmadan kendi hikâyelerini anlatmak için müzik yapıyor.
Grubun adı, aynı zamanda bizde de “aşkın gözyaşları” olarak geçen bir bitkinin adı. Bitkinin özelliği, yapraklarının kenarları boyunca küçük yeşil inciler gibi büyümesi ve etrafa kontrolsüz yayılması. Grup, bu ismi kontrolsüz üretimin, doğanın döngüsünün ve kontrolsüz çoğalmanın bir metaforu olarak seçmiş.
Grup, kendi dinleyici kitlesini oluşturmuş ve üretken bir dönem yaşarken yolculuğu trajik bir noktaya sapıyor. 2019’da grubun klavyecisi Makis Tsamkosoglou sahnedeyken hayatını kaybediyor ve bu olayın ardından grup tüm etkinliklerini iptal ederek üç yıl boyunca sessizliğe gömülüyor.
2022’de bu sessizliği ‘Orbit‘ adındaki tekliyle bozuyorlar. Şarkı doğrudan Makis’e adanmış. Vokal George Prokopiou’nun sözleri bunu şu şekilde özetliyor:
“Makis’in ardından devam etmek kolay olmadı. Ama müzik, onu yaşatmanın en anlamlı yolu oldu.” (The Prog Mind, 2024)
Grup, Makis’in yerini yeni bir klavyeci ile doldurmak yerine onun sesini birlikte yaşatmayı seçiyor. Yani klavyenin yerini elektronik arka planlar ve synthesizer yazılımlarıyla kolektif şekilde oluşturuyorlar. Bu yaklaşım, Makis’e duydukları sevgi ve saygının bir yansıması adeta.
Grubun 2024’te çıkardığı ‘Magna Mater‘ albümü, grubun yaşadığı kayıp, yas ve yeniden doğuş sürecini anlatan bir albüm. Adını da “Büyük Ana Tanrıça”dan alıyor; doğanın yaratıcı ama aynı zamanda yıkıcı gücünü temsil eden bir figür. Grup albümü “bir kaybı kabullenme ritüeli” olarak tanımlıyor.
‘Inside’: Albümün açılış parçası. Sakin bir atmosferi var ve elektronik arka planlar ile George Prokopiou’nun yumuşak ama derin vokali dikkat çekiyor. Şarkı, korkularla ve kayıplarla yüzleşmeyi anlatıyor.
‘Feral’: Albümün ikinci şarkısı, daha agresif bir enerjisi var ve gitar riff’leri daha sert. Bu şarkıda kayıp ve yasla yüzleşmenin getirdiği öfke ve kırılganlık, fakat bunun sonunda yeniden doğma arzusu işlenmiş. Kaybın ardından gelen o “neden?” sorusunun müzikal karşılığı.
‘Liminal’: Albümün beşinci şarkısı. Şarkı piyano ile sakin başlıyor ve giderek yükseliyor. Tempo zaman zaman yavaşlarken kimi yerde sürpriz şekilde yükseliyor. Liminal, kelime anlamıyla “eşik” veya “geçiş” demek; öfkenin ardından gelen o kabullenmeye geçişi dinliyoruz.
‘Irae’: Albümün sekizinci ve en yoğun, dramatik şarkısı. Sert gitar tonları, güçlü davul ritimleri ve vokal patlamaları ön planda. Öfke, yas ve affetme temalarını işleyen ‘Irae’, piyano ve yumuşak bir vokalle başlıyor ve bir fırtına gibi büyüyor, yıkıcı bir şekilde de son buluyor.
Grubun kaybı kabullenme ritüeli olarak tanımladığı albümde tam da bu yüzden karanlık bir ton var ve duygu yoğunluğu oldukça fazla. Grup bilinçli olarak “parlak” değil, “derin” bir ses aramış. Davullar daha tok, gitar tonları daha kalın, vokalde reverb kullanımı daha belirgin.
‘Magna Mater‘, grubun yaşadığı kaybın ve yeniden doğuşun bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor ve grup dinleyiciyi müzik aracılığıyla yaşadığı içsel yolculuğuna ve kaybı kabullenme ritüeline ortak ediyor.
Öne Çıkanlar:
- Inside
- Feral
- Liminal
- Irae
Öne Çıkanlar:
- Inside
- Feral
- Liminal
- Irae

