Witherfall için tam anlamıyla progressive power/heavy müzik icra ediyorlar demek, grubu kısıtlamak olacağı düşüncesindeyim. Bu nedenle birçok metal türünü bir araya getirmiş ve bunu da –tabiri caizse– kızgın kumlardan serin sulara atlar hissiyatıyla yapan nadide gruplardan. Power ve heavy metal riffleriyle bezenmiş temel riffler, progresif öğelerle adeta örümcek ağı gibi örülmüş ve bir bütün hâline getirilmiş. Lakin bunu yaparken çok keskin geçişler görülmekte. Fazlasıyla sert melodiler, oldukça ani değişikliklerle dinleyeni bambaşka bir atmosfere çekiyor. Şarkı geçişleri de bir o kadar keskin diyebilirim. Temposu yüksek bir şarkıdan ballad denebilecek bir şarkıya geçip ardından tempoyu aniden yükseltiyor. Bir albüm konseptinde bu denli keskin geçişlerin taraftarı olmasam da bu geçişlerin Witherfall gibi gruplara karakteristik bir değer kattığını söyleyebilirim.
Grubun kadrosu zaman içinde değişiklikler geçirmiş ve bu değişikliklerin albümlerindeki etkisi açıkça görülmekte. Ancak bu değişimlerle birlikte çok daha kuvvetli, çok daha şahsına münhasır bir grup olarak yollarına devam ettiklerini de söylemek yanlış olmaz. Öfke ve yüksek seviyede heyecana karşılık; akustik, yumuşak ve melankolik melodiler ile adeta “görkemiyle büyüleyen bir sanat eseri” gibi dinleyenlerin beklentilerini karşılayarak kendisini bir şekilde kabul ettirmeyi başarıyor. Hani bazı sanat eserleri sen nereden bakarsan bak, o da sana bakıyormuş gibi hissettirir ya; işte tam olarak böyle bir şey. Gruptan ne almak istiyorsan, grup müziğinin içinde bir şekilde sana bunu zaten sunuyor.
Ana kadrodan, kanser nedeniyle vefat eden efsaneleşmiş ismi Adam Sagan’ı da rahmetle andıktan sonra grubun kuruluşundan bu yana gitarist Jake Dreyer (Iced Earth, Demons and Wizards, eski White Wizzard) ve vokal Joseph Michael (Sanctuary, eski White Wizzard)’ın etkisiyle grubun ilk albümlerindeki Iced Earth’e benzer tarzlarının ve özellikle de son iki albümde Nevermore tarzına geçişini net bir şekilde görebiliyoruz. Bunu King Diamond gibi teatral bir şekilde aktarmayı da asla ihmal etmediklerini ayrıca dile getirmeliyim. Yalnız, grubun müzikal yapısındaki en önemli aktörlerden birinin de grubun bir dönem prodüktörlüğünü yapan Jon Schaffer’in etkisi olduğunu “aklımızda kısa bir fıkra misali” kalacak şekilde belirtmekte fayda görüyorum. 😊
Gelelim ‘Sounds of the Forgotten’a. Öncelikle, harika bir prodüksiyon. Albüm, yukarıda da bahsettiğim gibi biraz Iced Earth, biraz da Nevermore’u andıran rifflerin olabildiğince progresif doku ile harmanlanması sonucu; harika gitar soloları ve muhteşem davullarla bir bütün hâline gelmiş. Her enstrümana ayrı ayrı odaklanabilmek mümkün. Albüm yalnızca müzikal olarak değil, tematik açıdan da ‘unutuluş’ kavramını merkeze alıyor. Her melodide geçmişe özlem, her vokalde içsel bir çöküş seziliyor. Bu nedenle albüm, dinleyicide sadece işitsel değil, duygusal bir yankı da bırakıyor. Şarkıların ani değişimleri bazılarını rahatsız edebilecek seviyede olabilir, ancak bu akışları seven progresif müzik dinleyicileri açısından tam tersi etki yapacaktır. Vokal aralığı çok geniş; çok karanlık ve brutal vokallerden tiz screamlere geçişler çok sık karşımıza çıkıyor.
Albüm, 10 şarkı + 2 de bonus şarkı (bir tanesi Aerosmith – ‘Kings and Queens’ cover’ı) ile uzun şarkılardan oluşan, uzun bir albüm. Arada birkaç tane teatral konsepti destekleyen kısa köprü şarkıyı saymazsak, gereğinden uzun şarkıların var olması bir diğer eleştiri noktası sayılabilir. Şarkı geçişlerinde bir akış olmaması, albüme bence olumlu bir hava katıyor; ancak bu konunun bazı dinleyiciler tarafından olumsuz yorumlanabileceğini de belirtmiştim. Bunları saymazsak; clean ve scream vokaller, yer yer akustik, yer yer bol distortion’lı gitar riffleri, tekrar yazılması çok mümkün olmayan güzellikte gitar soloları ve davulları ile çok iyi bir albüm sizleri bekliyor.
Albüm ‘They Will Let You Down‘ ile yüksek notadan gelen scream vokaller ve sweep sololarla birlikte temposu inanılmaz bir şarkı ile giriş yapıyor. Eğer bu şarkıyı Warrel Dane kendi tarzıyla şekillendirerek söylemiş olsaydı, dünyanın en iyi şarkılarından biri olabilirmiş diye düşünmeden edemiyorum. Ancak mevcut hâliyle de bir o kadar renkli ve heyecanlı bir şarkı. Zengin ve kararlı olduğu kadar, kaosun içerisinden düzeni yakaladığımız heyecan seviyesi en yüksek şarkılardan biri.
Ardından ‘Where Do I Begin‘ ile tempo bir anda düşüyor ve akustik pasajlarıyla, yine harika gitar sololarla ballad kalitesinde bir şarkıya geçiş yapıyoruz. Old-school ballad’lar arasında listelerde yer alabilecek bir şarkı.
Sonrasında ‘Insidious‘a geçiş yapıyoruz. Aman Tanrım… Vokaller, gitarlar, davullar… Tempo uçuyor! Atmosfer aşırı karanlık ve senfonik katmanlar da bir o kadar ön planda. Teatral özelliği en ön planda olan şarkı diyebiliriz. Dinlerken karanlığın içinden sızan bir ışık gibi hissettiriyor — hem ürkütücü hem büyüleyici… Dinleyeni duygudan duyguya taşıyor ve hikâyeyi başlatıyor. İnanılmaz bir parça…
Devamında gelen ‘Ceremony of Fire‘, ‘Insidious’tan aldığı bayrağı taşıyan, bence devam niteliğinde; adeta hikâyenin akışını sürdüren klasik heavy metal ve King Diamond vokalleri ile progresif geçişlerin yine bolca görüleceği bir diğer sağlam şarkı.
Albüme adını veren ‘Sounds of the Forgotten‘ ise atmosferi biraz yumuşatarak bizi melankolik ama bir o kadar da karanlık bir yere götürüyor. Albümün adını taşıyan şarkı için beklenti daha yüksek olsa da yine de oldukça iyi bir şarkı.
Ve albüm, ‘What Have You Done‘ şarkısına kadar daha sakin ve daha melodik bir yapıda ilerlerken; ‘What Have You Done’ ile üzerimizdeki melankoli ve karamsarlık yükünü atıp albümden çıkıyoruz. Yine inanılmaz bir enstrüman şovu ile melodik bir şarkı.
Genel olarak söyleyebilirim ki albüm çok çok iyi. Eminim ki iç içe geçmiş füzyon müziklerden haz alan dinleyicilerin el altı albümü olmaya aday; içinde kötü şarkı barındırmayan, çok güçlü bir albüm. Öyle ki duygusal geçişler coşkuyu körüklerken, karakteristik vokaller ve progresif katmanlar müzikaliteyi üst seviyelere taşımış ve grubu çok daha “Witherfall” yapan harika bir albüm olmuş. Dinlenmeli, dinletilmeli.
Öne çıkanlar:
- Where Do I Begin?
- Insidious
- Sounds of the Forgotten
- What Have You Done?
Öne çıkanlar:
- Where Do I Begin?
- Insidious
- Sounds of the Forgotten
- What Have You Done?

