Skip to content

Ekim itibarıyla aydınlık günler geride kalıyor, bahar aylarına kadar sürecek daha karanlık günlere başlıyoruz. Yerküre çoğunlukla karanlıktayken aydınlanmaya, ısınmaya daha fazla ihtiyaç duyuyor, güneş ışığını daha fazla istiyor insan haliyle bulunduğum coğrafyada. Böyle bir ruh halindeyken telefonumdaki streaming programına düşen güncel haber ile güneş bana yüzünü gösteriyor adeta. Adını aldığı coğrafi konumda doğan güneş gibi ruhumu aydınlatmaya başlıyor Nemrud.

Memleket ahalisinden senfonik ve progresif rock tutkunlarını mest etmiş, bu toprakların müziğinin dünya çapında duyulmasına inananların inancını boşa çıkarmamış Nemrud, 2016’dan bu yana beklettiği hayranlarının karşısında doyurucu bir albümle tekrar karşısında. Onlarla ilk karşılaşma vesilem olan 2013 tarihli 2. albümleri ‘Ritual’ı dinlediğimde oldukça sarsılmıştım. Ortaya çıkan müziği şimdiye kadar bu coğrafya neden üretemedi diye sormuştum kendime. Senfonik rock tarzına dair elbette örnekler bulmaktaydık. Ancak Nemrud, öncesindeki çıkış işleri olan ‘Journey of the Shaman‘ın üzerine ‘Ritual‘la birlikte İngilizce sözleri Anadolu kokan ezgilere, akor yapılarına son derece uygun biçimlendirerek kendine has tarzını oturtmayı başarmıştı.

Yaşı yetenler hatırlayacaktır, grup müziği kavramı ülkemizde iyiden iyiye yayılırken tartışmaların ana ekseni rock müziğin İngilizce mi Türkçe mi yapılması gerektiğine kaymıştı. Bu tartışmaların üzerinden bir on yıl kadar geçtikten sonra piyasaya çıkan Nemrud, o zamanki tartışmaların da üzerine geç de olsa su serpmişti benim için. Kulağa batmayan aksanlı bir İngilizce ile Türkiye’li müzisyenlerin dünya standartlarında bir müzik üretebileceklerine olan inancımı doğru çıkarmıştı gelen ilk iki albüm ve sonrasında çıkan ‘Gods of the Mountain’la başlayıp ‘Forsaken Throne‘un son notasına kadar nefesimizi kesen güzellikteki ‘Nemrud‘, grubun kalplerimizdeki yerini daha da sağlamlaştırmıştı.

İlk günden bu yana devam eden inanç ve iradeleri için tebrik etmek lazım. Ortaya konan emeğin maddi ve manevi karşılığını almak, giderek yozlaşan dünyamızda daha da zor hale geliyor. Bu bir yandan da çelişkili bir biçimde iyi müziğin peşindeki dinleyicinin de hayatını zorlaştırıyor. Güzel müzik üretenler azalıyor; endüstrinin çarkları dönerken, nefes alacak alan bulmakta her yerde olduğu gibi müzikte de zorlanıyoruz. Bu kültürsüzlük çölünde Nemrud bir vaha adeta. Böyle bir sorumluluk yüklenen söz ve müziklerin sahibi, gitar ve vokalde Mert Göçay; müzik dünyamızın yaratıcı emektarları, basda Levent Candaş ve davulda Mert Alkaya aynı disiplin ve iradeyle yollarına devam ediyorlar. Bu çalışkanlığın ve iradenin uluslararası arenada Nemrud’un en büyük desteği olacağına eminim.

24 Ekim 2025 tarihi itibarıyla tüm streaming platformlarına yerini alan son albüm ‘At the End of the Day’, beste ve sözler itibarıyla grubun ilk iki albümden bu yana izlediği melodik yapısını korumuş. Synthesizer’larla desteklenen altyapılar, şarkılardaki ambiyansın içine girmemizi kolaylaştırıyorlar. İkili, üçlü veya dörtlü akor arpejlerine yazılmış yaratıcılık dolu melodiler, albümü dinlerken üst üste keşfetme, bir sonraki şarkıyı bekleme duygusunu sürekli canlı tutuyor.

Senfonik ve progresif rock dinleyicilerini tatmin edecek, dokuz yılı bulan özlemlerini giderecek bir albümle aramıza dönen Nemrud’a kalpten teşekkürlerimi sunuyorum. Dinleyiniz, dinletiniz ki çoğalalım, dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirelim hep beraber.

9.0

Öne çıkanlar:

  • All This Time
  • The Fate
  • Open Your Eyes
9.0

Öne çıkanlar:

  • All This Time
  • The Fate
  • Open Your Eyes