Skip to content

“Camel Soft paketi tatlılığında bir grup Camel…”

70’li yılların başında, ileride müzik endüstrisini tamamen ele geçirecek bir ülke olan Birleşik Krallık’tayız. Piyasaya yön veren, devasa soundlara sahip grupların havada uçuştuğu, Neil Armstrong seviyesinde albüm ve şarkıların çıktığı İngiltere’nin bu ikinci endüstri devriminde, tüm bu şaşalı, yıldızlı ve gösterişli atmosferden uzak, sessiz sedasız bir grup kendi adlarını taşıyan tatlı ilk albümlerini çıkarıyor.

“Herkesin dinleyebileceği Progressive Rock: Camel”
Camel, ilk albüm olmasına rağmen genelde ilk albümlerde görülen o karmaşadan oldukça uzak; beklenenden çok daha olgun, kendi içinde bütünlüğü yüksek bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Grup, henüz ileride ulaşacağı konsept albüm zirvelerine çıkmamış olsa da bu bütünlük kalitesiyle o dönemlere adeta göz kırpıyor. Geleneksel progressive rock kalıbından sıyrılıp kendine özgü bir üretimle yeni bir ürün olarak ortaya çıkan bu ilk albüm, daha ilk şarkıdan itibaren dinleyiciyi içine çekmeyi başarıyor. İnsanı sarsmak, düşündürmek ya da yoğunlukla boğmak yerine tatlı bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk, ileride dinleyici çeşitliliğiyle de gözlemlenebilecek olan “herkesin dinleyebileceği bir progressive rock” anlayışının habercisi niteliğinde. Hoş gitar melodileri, atmosferik klavyeler, sağlam ve yaratıcı bir bütünlük ile doğuştan yanık sesli Andrew Latimer’in vokalinin birleşmesi sonucunda güçlü bir kompozisyon ortaya çıkıyor; bazı bölümlerde ise enstrümantal anlatım etkileyici bir ifade gücüne dönüşüyor. Grubun gelecekteki “havalı”, “atmosferik” ve hikâye anlatıcı prog sound’unun henüz tam olarak kristalleşmemiş hâli olan bu albüm, daha çok blues, rock ve caz karışımı bir potada dolaşıyor.

“Sessiz, hoş esintili, bir ilk hikâyenin büyülü sesi…”
Camel evrenindeki ilk hikâyenin büyülü sesi olan bu albüm, acımasız progressive rock camiasında hâlâ daha yer altında kalmış olsa da aslında sessiz, sedasız ve son derece özgün bir başlangıcın temelini oluşturuyor. Grubun saf, duygusal, yumuşak ama bir o kadar da güçlü hâli olarak hafızalarda yer ediyor. Dinleyiciyi ne şaşırtmaya ne de yakalamaya çalışan bu albüm, onu yalnızca bir gezintiye davet ediyor ve belki farkında bile olmadan, sonraki albümlere doğru uzanan o uzun ve büyülü yolculuğa çoktan adım atmış oluyorsunuz.

11

1.Slow Yourself Down (4:46)

2.Mystic Queen (4:47)

4.Separation (3:53)

5.Never Let Go (6:21)

7.Arubaluba (6:24)

11

1.Slow Yourself Down (4:46)

2.Mystic Queen (4:47)

4.Separation (3:53)

5.Never Let Go (6:21)

7.Arubaluba (6:24)